Gilan’dan Prizren’e Mektup*

Hasip Saygılı yazdı…

koososos.jpg

Günümüzde Kosova Türkleri için en öncelikli tehdit kültürel gerileme olarak görülmektedir. Türkçe sınıfların öğrenci sayısının her geçen gün aşağı düşmesi, üniversitelerdeki Türk azınlık kotasının asla dolmaması ve bunlardan daha vahimi dilimizi uygun bir imla ile yazabilenlerin sayısının çok çok azalması bu çerçevede ifade edilmelidir. Oysa sosyalist rejim döneminde Türklerin gazete ve dergileri vardı. Adlarını bugün iyilikle andığımız şair ve yazarlar buralarda yazarlardı.

Bugün bildiğimiz kadarıyla sadece Kosova’da değil Rumeli’nin tamamında sürekli olarak yayınlanan istikrarlı bir gazete veya dergi mevcut değildir. Kitle iletişim vasıtalarının yaygınlaştığı bir dönemde bunun bir boşluk olduğunu kabul etmek gerekir. Bazı iç siyaset ağırlıklı haber sitelerinin varlığı Türklerin kitle iletişim vasıtalarını kullanamama zafiyetini örtmez diye düşünüyoruz.

Soydaşlarımız ve azımsanmayacak sayıda dindaşlarımızın Türk televizyonlarını seyretmekte oldukları ve dilimizin bu ortamda bir ölçüde korunduğu ileri sürülebilirse de eğitim ve kültür meselesinin ciddiyetle ele alınması gerektiği açıktır. Çünkü Kosova, hassaten Prizren denilince akla tarihi birikim olarak kültür ve sanat gelmektedir. Prizren bu çerçevede şairler şehridir. Türkçenin uygun şekilde öğretilmediği ve yazılmadığı bir ortamda kültür damarının yok olacağı tahmin edilebilir.

Read more

Kosova’da Bayrağımız Niçin Çiğnenir?*

Hasip Saygılı yazdı…

Türkiye’nin 1999’dan beri her sahada yoğun yardım ve destek sağladığı Kosova’da Türk bayrağının indirilerek çiğnenmesi, Balkanlarla ilgili takip edilen ülke siyasetinin yeniden değerlendirilmesi için bir uyarıcı olmalıdır. Hadiseyi bir fanatiğin tekil eylemi olarak boş hamasetle örtmeye devam etmek, bölgede itibar ve çıkarlarımızın aşınmasını sürdürmekten başka işe yaramayacaktır.

prizren

2018 Şubat ayında Prizren’de Kosova’nın bağımsızlığının yıl dönümü dolayısıyla diğer ülke bayraklarıyla beraber şehre asılan Türk Bayrağının bir saldırgan tarafından indirilerek çiğnendiği görüntüleri sosyal medyada yer aldı. Dost bir ülkeden bu tarz Türkiye’ye yönelik düşmanlık ilanı dışında bir izahı olmayan çirkin hadisenin maalesef münferit bir vakıa olmadığı bilinmektedir. Kosova halkına zor zamanlarında maddi ve manevi her sahada yoğun destek sağlayan ve ülkenin bağımsızlığını ilk tanıyan Türkiye’ye yapılmakta olan hakaretler serisinin sonuncusu konunun kamuoyunda tartışılmasını gerektiriyor, sanıyoruz. Biz büyük milletiz, bir iki kendini bilmezin münferit provakatif eylemlerini büyütmeye gerek yoktur, Arnavut dostlarımızı üzmeyelim anlayışı yıllardır sürdürülen tahkirleri sıklaştırma ve yoğunlaştırma dışında bir sonuç vermemiştir. Kosova’daki gelişmeler konusunda sağlıklı bilgilendirme ve değerlendirmenin problemin hal yoluna konulmasına katkı sağlayacağı açıktır.

Önce son 20 yılı dikkate aldığımızda Kosova’da Türk karşıtı eylemlerin son birkaç yılda ortaya çıkmadığını söylemeliyiz. Daha bölgede Sırp varlığına karşı mücadele edilirken bile fırsat bulan fanatikler Türk mimari ve kültür eserlerini de imha etmeye başlamışlardı. Bu çerçevede Prizren merkezdeki Binbaşı Çeşmesi imha edilerek ortadan kaldırılmak istenmişti. Bu sevimli çeşme vandallık girişimine rağmen halen yerinde duruyorsa da Kosova’nın hemen her tarafındaki şirinlik timsali zarif cami, mescit, hamam, köprü ve çeşme gibi mimari eserlerin birçoğu o kadar talihli olamadı.

Read more

Hançereden Kalbe İnmeyen Münafık İmanı: Yalancı Hamaset

Doç. Dr. Hasip Saygılı yazdı…

samimimmi

Samimiyet ve inançtan yoksun bir halde yaygınlaşan boş hamaset söylemi değerlerimizi çürütüyor. Boş retorik sınır tanımıyor; inanmışlık, fedakârlık ve gayreti de devreden çıkarıyor.

Geçtiğimiz aylarda memleketimizde bölgede kanaat önderi olarak bilinen bir yakınımızın düğününe katılmıştım. O günlerde Afrin Harekatı bütün sıcaklığıyla gündemdeydi. Bu sebeple düğün saatleri de yoğun bir hamaset yüklemesi ile doldu. Afrin’e yakın bir hudut ilinde bir düğün merasiminde askerimizin mücadelesinin anılması, Allah’tan yardım ve başarı dilenmesi ile kahramanlık türkülerinin söylenmesi elbette takdire layıktı. Ancak düğün sonrası salondan çıkan misafirlerin süngü takmış hücum emrini bekleyen birinci hat birliklerine yapılabilecek türden yoğun bir yükleme ile karşı karşıya kalmalarının doğal olmadığını ifade etmeliyiz. Düğün sahibi arkadaşımız gayret, hamiyet, adanmışlık ve vatanperverlik denilince hatırası ilk akla gelen isimlerden Rahmetli Sabri Kiya’nın oğlu olarak tabii iyi niyeti kuşkusuz, zamanın ruhuna uygun bir dil ve üslubu tercih etmiştir.

Read more