Ayarlarımızla Oynanmış Bizim

Güngör Gökdağ yazdı…

Biz eskiden dosdoğru insanlar idik. Yedi düvel insanlığımıza ve yaşamımıza hayran idi. Ne oldu ise değiştik zaman içerisinde.

İnandığımız değerleri benimsemez, günah bildiklerimizden çekinmez olduk. Anlam duygusunu yitirdik, niye yaşadığımızı unuttuk. Dağdaki aç kurtları, havada uçan kuşları besliyor iken günümüzde komşumuzun ahvâlini sormaz olduk. Hayvanları bile severken, bugün insanları sevmez olduk.

“Komşusu açken tok yatan bizden değildir” anlayışından, bizden olmayanı, bizim gibi düşünmeyeni düşman bilir olduk.

Kutsal kitabımız; “hiç akletmez misiniz?” derken, akledip, sorgulama yapanı hâinlikle suçlar, dışlar olduk. Farklılıkları habire törpüledik, yozluğun nirvanasını gördük.

Makam-mevki, mal-mülk, dünya hırsı ruhumuzu sarmış, yüce yaratıcıyla içten bir iletişim kuramaz olduk.

Read more

Cemaatten Terör Örgütlüğüne

Güngör Gökdağ yazdı…

Fethullah Gülen hareketi uzun seneler boyunca sessizce ilerlemiş, metastaz yaparak devletin bütün hücrelerine kadar sızmıştır. Kamuoyuna kendisini muhafazakar, eğitime ehemmiyet veren dini bir hizmet hareketi olarak lanse etmiş, fakat hiç farkettirmeden devlet içerisinde devlet oluşturarak ülkeyi büyük bir kaos ortamına sürüklemiştir.

Bu kollektif yapılanma uzun yıllar boyunca başa geçen bütün iktidarlar ile paralel hareket etmiş, siyasilerle içli dışlı olarak çıkar ilişkileri kurmuştur. Amacına ulaşmak için kamu kurumlarına, yargı, emniyet ve orduya kendi mensuplarını yerleştirebilmek gayesiyle sınav sorularını çalmış, kendilerine engel olarak gördükleri herkese kumpas kurmuş, iftira atmış, yalan tezviratta bulunmuştur.

Read more

Müslüman Dünyasının Acınacak Durumu

Güngör Gökdağ yazdı…

islam.jpeg

Müslüman dünyasının ahvâli gerçekten içler acısı bir durumda.

Her tarafta zulüm, her tarafta kan ve gözyaşı. Müslüman coğrafya, küresel emperyalizm ve Siyonizm karşısında işgal altında bulunuyor. Adeta etrafı çepeçevre sarılmış ve ateş çemberine dönüştürülmüş.

İslam ülkelerinin haritaları, demografik yapısı sırayla değiştiriliyor ama Müslümanlar bu değişime karşı direnemiyor.

İslam ülkeleri, toprakları üzerinde sahnelenen oyunlarda, reji tarafından kendilerine verilen rolün dışına çıkamıyor. 57 İslam ülkesi küfrün karşısında tek ses ve tek güç olamıyor. Yaklaşan tehlikeler sezilemiyor, gereken tedbirler alınamıyor.

Yine Müslüman ülkeler; Avrupa Birliği devletleri ve Amerika ile yaptıkları anlaşma ve ittifakları, aynı tevhid inancına sahip olduğu kardeş bir Müslüman ülkeyle yapamıyor.

islamiyet

Gayri müslimler çok rahat dost ediniliyor ama Müslümanlar, hasım ve rakip olarak görülüyor. Araya girmiş olan düşmanlık ve fitne tohumları, yapılacak işbirliğini de engelliyor.

Öte yandan Şii’si, Sünni’si, Alevi’si, Selefi’si ile aynı ümmetin bir parçası olunduğu ve el ele vermenin zorunluluk ve vücubiyet olduğu anlaşılamıyor.

Read more

Çevreyi ve Doğayı Kimler Bozuyor?

Güngör Gökdağ yazdı…
çevre.jpg
Çevreyi oluşturan ögelerin dış etmenler nedeni ile niteliğinin değişmesi, çevre sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu sorunlar da birden bire ortaya çıkmamış, zaman içinde birikerek varlığını duyurmuştur. Sürekli kâr olgusuna dayanan kapitalist kalkınma modeli ve bu sistemle rekabet eden reel sosyalist deneyimin kalkınma paradigmaları birbirinden farklı bir dizi çevresel sorun meydana getirmiştir.

 

Doğanın zarar görmesi ve var olan ekolojik dengenin bozulması kesinlikle insan faaliyetleri sebebiyledir. Zaten ekolojik sorunların temelinde de doğa merkezli değil, insan merkezli modern düşünce sisteminin yer alması yatar. Doğanın tahrip edilmesini önlemek için mevcut üretim-tüketim ilişkilerinin tamamen değişmesi gerektiği ve insanların düşünce ve yaşayışlarında köklü ve derin değişiklikler olmadığı sürece çevre sorunlarının önüne geçilemeyeceği bilinmelidir.

Read more

Ülkelerin Geri Kalmışlığı ve Gelişmişliği Arasındaki İnce Çizgi

Güngör Gökdağ yazdı…

Bir ülkenin; geri kalmışlık ve fakirlikten, gelişmiş, zengin bir ülkeye dönüşebilmesinin arka planında, sanıldığının aksine farklı ve değişik kriterler vardır… Yalnızca sıkı bir mali politika izleyerek, büyüme yanlısı ekonomik reformları benimsemek, bir ülkenin kalkınması ve büyümesi için tek başına yeterli değildir. Fakir bir ülkenin yasa ve mevzuatını, gelişmiş zengin ülkelerin yasa ve mevzuatına göre değiştirmesi de, bir ülkeyi bulunduğu kategoriden daha üst bir kategoriye taşımaz. Doğrusu güçlü bir yönetim veya güçlü bir liderin, geri kalmış bir toplum ve ülkeyi, daha uygar ve kalkınmış bir topluma dönüştürmeye gücü de yetmez. Almanya’yı yöneten Merkel ile, Mısır’ı yöneten Sisi karşılaştırıldığında aralarında kaabiliyet, yetenek ve zekâ açısından çok büyük farklar olmamasına rağmen, Almanya’nın çok zengin ve gelişmiş bir ülke, Mısır’ın ise, son derece fakir ve geri kalmış bir ülke oluşu bu durumu yeterince izah eder.

Yeraltı zenginliği ve Doğal kaynaklara sahip olmakta bir ülkeyi yeterince geliştirmez… Misal; Allah’ın bahşettiği petrol ve gaza sahip olmayan, fakat tarım ve hayvancılığın küçük ama dev bir ülkesi olan Hollanda, ciddi toprak sıkıntısı yaşamasına, topraklarının da yüzde 20’sini denizi doldurarak ve bir kısmını da bataklıkları kurutarak elde etmesine rağmen, avuç içi kadar küçük ve minik saksılara diktikleri fidelerden, yenilikçi tarımsal teknoloji sayesinde yüzlerce kilo hasat elde edebiliyor. Bunun yanısıra Hollanda, dünyanın en büyük çiçek üreticiliğini yapıyor. Bütün imkânsızlıklarına rağmen tarım ihracatında her yıl, dünya çapında dereceler alabiliyor.

Read more

Yeni Düşman “İslam”

Güngör Gökdağ yazdı…

ssssssssssss.jpeg

Batılılar, Osmanlı’nın duraklaması ile ilk zamanlar Avrupa merkezli, İkinci Dünya Savaşı‘ndan sonra ise ABD merkezli olarak sürdürülen siyasi, iktisadi ve askeri yön verici öncülüklerini kaybetmemek için dünya ülkelerini kontrolü altında tutacak sebepleri üretmekten hiçbir zaman geri kalmamıştır.

Bu minvalde ABD yönetiminin başını çektiği anlayış, yakın zamana kadar tehdit unsuru olarak gördüğü Sovyetler Birliği eksenli komünizm tehlikesi bitince, bunun yerine Batı medeniyeti için tehdit olarak görülen İslam‘ı ikame ederek, yeni bir düşman kurguladı.

Bu yeni düşman, İslamofobi adı altında kısa zamanda yaygınlaştırıldı ve asrın en büyük global tehlikesi olarak bütün dünyaya kabul ettirilmeye çalışıldı.

Ardından 11 Eylül’de Amerika’daki İkiz Kulelere ve bazı Avrupa ülkelerinin başkentlerine yönelik terör saldırıları, İslam dünyasının kahir ekseriyeti tarafından tasvip edilmemesine rağmen, terör olayları bahanesiyle, hem ABD yönetiminin saldırgan ve mütecaviz politikalarına küresel destek arandı, hem de Müslümanlar hakkında olumsuz bir algı oluşturuldu.

Read more

28 Şubat El Ezherliler İçin Devam Ediyor

Güngör Gökdağ yazdı…

2888888888888888

28 Şubat’ın üzerinden tam 22 yıl geçti. Aradan geçen bunca yıl, ne bu sürecin mağdurlarının izini silebildi, ne de 28 Şubat tarihinin kara lekesini ortadan kaldırabildi.

Yapılan postmodern darbe ile ülke gerildi, toplumun pek çok kesimi incitildi. Başörtülüler, YAŞzedeler ve kamudan atılanlar başta olmak üzere dini hassasiyeti olan herkes süreçten etkilendi.

Cuntacı zorbaların postal gölgesi altında, İslami kimliklerinden dolayı acımadan harcadıkları bir kesim ise, bu zamana kadar haklarının iadesini bir türlü alamadı. Onlar için 28 Şubat süreci hâlâ daha sona ermedi.

Darbe mağduru bu kesim, 28 Şubat’ın artçılarını iliklerine kadar hep hissetti.

Mağdur olan bu kesim yurtdışında ilahiyat eğitimi alarak, diploma denklikleri iptal edilen eğitimli ve nitelikli bir kesim.

Bu kesimin de kâhir ekseriyetini El Ezher mezunları teşkil etmekte, iade-i itibar ile mağduriyetlerinin giderilmesini ivedilikli bir şekilde beklemektedir.

Read more