Babamla!…

Güven Akıncı yazdı…

çocuklar

Babamla bir anı;

Sıcak bir yaz günü… 9 yaşının idrakindeyim. Okullar tatil, aşırı sıcaklarda hep yaptığımız gibi kasabamızdaki DSİ‘nin sulama kanalında serinliyoruz.

Şen, haylaz on kadar çocuğuz işte, kanalın içinde deli dana gibi zıplayıp duran…

Dikkatimi çekti, kasaba meydanındaki traktör römorkunda hıyar satıyor adamın biri. Kasabanın yabancısı…

Read more

1959 Türkiye’sinde Bir Hukuk Öğrencisinin “İslâmcılık” Sergüzeşti- Yurdakul Abi…

Güven Akıncı yazdı…

habertürk

Rasim Özdenören Bey konuktu Habertürk’e. Antipatik Sunucu’nun Nasıl başladı bu işler?” mealindeki sorusuna şu cevapla “İslamcılık” sergüzeştinin muharrik okumasını anlattı.

15 yaşındayken, Varlık Dergisi’nde Yunus Nadi’nin yazısındaki bir cümledir asıl uyanış benim için. “Arap Çölündeki bir Bedevi’nin yolundan mı gideceğiz?” diyerek büyüklerimin adını salavatla andığı Peygamber’ime bir saldırıda bulunuyordu…

İstanbul-Fatih milletinin eskileri tanıyacaktır Avukat Yurdakul Bey’i. Yaşı 81 imiş kendi söylediğine göre. Etrafta söylenenler daha tafsilatlı tabii. Para ile münasebetinin aşk derecesinde olmasından tutun da, merhum Özal’a danışmanlık yaptığı günlere kadar bir dolu bilgi. “Necip Fazıl rahmetli para konusunda Yurdakul abiyi bu hale getirmiş” demişti eskiden tanıyan biri. Ben de Necip Fazıl’a kızgınlığını konuşmalarından farketmiştim bu arada.

Altmışlı yıllardan bugüne, Türk sağının serencamını off the record anlatılar eşliğinde dinleyebilirsiniz Yurdakul Abi’den.  Konuşursa tabii. Yaşına bakıp da ne dinleyecem ben bu ihtiyarı?” demeyin sakın!

Read more

Ne Dans Etmeyi Biliyor, Ne Kur’an Okumayı!

Güven Akıncı yazdı…

cahillik

Yüzmeyi öğrenmemiş, yabancı dil hak getire, erişte dökmeyi geçtim marketten aldığı makarnayı kaynatamayan, eline tornavida almamış, bir müzik enstrümanına dahi dokunamayan, bir paragraf özgün metni hatasız yazamayan, milyonlarca ‘eğitilmiş’ hatta akademiye gitmiş genç…

Ne dans etmeyi bilir ne Kur’an okumayı !!…

Ne spora yatkın ne bir disipline bağlı…

Bindiği aracın lastiği patlasa tamirci,

Odasındaki ampül tükense elektirikçi arayan,

İlk yardım bilgisini geçtim, kan görünce bayılan,

Başı ağrısa, beyin kanaması geçirdiğini sanıp ‘doktooorrr ölüyorummm’ diyen,

Hayatında bir ağaç dikmeyi, onun bakımını yapmayı bilmediği gibi patlıcanın ağaçta yetiştiğini sanan,

Read more

1993 Yılıydı, Ankara Soğuktu Ve Ben Çok Üşüyordum

Güven Akıncı yazdı…

en uzun yıl

2018 çok zor bir yıldı evet ama “en kötü yılımız mı ?” emin değilim. Çünkü ben 1993 yılını da yaşadım Türkiye/Ankara‘da.

24 Haziran’da yapılan seçimle “başkanlık” sistemine geçip, ülke yönetiminde yeni bir yolu da tercih etmiş oluyorduk. Seçimin ardından, “cumhurbaşkanlığı hükümet modeli”nin ilk kabinesinin açıklanması Temmuz ayı sonunu bulmuştu.

Kabinenin açıklanmasının hemen ardından, Ağustos sıcağının bezginliğiyle uğraşırken, kimilerine göre “beklenen” kimilerine göre  ise “dış güçlerin operasyonu” olan derin bir ekonomik krize girdik. Dolar saatler içinde 7 tl yi buldu. Reel sektörden inşaat sektörüne, küçük esnaftan çiftçiye, sabit ücretliden turizmciye ülkenin iktisadi aktörleri büyük panik yaşadık.

2018 Ağustos’unda acı bir şekilde yüzleştiğimiz büyük kriz binlerce firmanın iflası, konkardato talebi ve kapanmasıyla devam etti yılsonuna kadar. Uzmanlar 2019 için de olumlu konuşmuyorlar.

Hep birlikte 2018’i ekonomik kayıpla kapatıyoruz. Ayrımsız hepimiz fakirleştik ülkecek. Holding sahibi bir dostum “yüzde 70 küçüldüm” diyordu geçen görüştüğümde. Küçük esnaf öyle, inşaatçı öyle… fakir ise daha fakir oldu.

Milyonlarca üniversite mezunu gencimiz iş bulamadığı gibi, yüz binlerce insanımız da işini kaybettiler.

Read more

Dünden Bugüne Travmalarımız

Güven Akıncı yazdı…

travma.png

Psikiyatride travma; Bireyin yaşamına, vücut bütünlüğüne, sevdiklerine ve kutsallarına karşı bir tehdit algısı oluşması olarak tarifleniyor… Geçmiş ve gelecekten koparan bir zamansızlık hali, yaşamı anlamlandıran temel argümanlara darbe gibi farklı tarifler de kabul görüyor.

İnsan beyninin, her hangi bir uzva dışarıdan alınan darbeyi “acı“ olarak sinyallemesi “acı çekmek“ tir. Her travma bir acıdır, ama her acı bir travma değildir. Şöyle örneklendirebiliriz;

Mahallenin belalısından çocukken dayak yemek, alınan darbelerle orantılı bir “acı“dır. Ama o dayağı, uzaktan dahi olsa sevdiğiniz kızın yanında yediyseniz bu bir travmadır.

Read more