Kategori: Hasan Boynukara

Herkesin Lacan’ı Kendine

Hasan Boynukara yazdı… Foucault bana iyi gelmedi. Bulaşmasaydım keşke… Evvela üslubuma kastetti. “İnsan böyle seçkin bir düşünürü dalga geçer gibi anlatır mı? Sen hiç mi akademik terbiye görmedin?“ vs. kaygısıyla biraz ciddi bir yazı yazayım dedim. Hem dostların (Ben sadece onlar için yazıyorum. Bütün okuyucular dostumdur…

Foucault Foucault Dedikleri

Hasan Boynukara yazdı… Giriş Niyetine Edebiyat, eleştiri ve felsefe vs. kuramlarının hemen tamamı yabancı kaynaklı olduğu için, doğal olarak bu alanlarda yapılan çalışmaların çok büyük bir bölümü de çevirilerden ibarettir (Benim yazdıklarım tamamen özgündür diyenler, bu cümleyi yok sayabilirler). Türkçe yazılmış kaynaklar, yazanların bu…

Bir Gün Mutlaka…

Hasan Boynukara yazdı… Anlatmadım değil mi? Oysa söz vermiştim size. Sonra da, ahı gitmiş vahı kalmış bir adamın hikâyesini kim dinler dedim kendi kendime, erteledim. Sonra yine düşündüm ki, kimse merak etmese de olur, en azından kördüğüm olmuş kelimelerden, bütün gün hırlaşan acabalardan kurtulmuş…

Derrida Bizim Neyimiz Olur?

Hasan Boynukara yazdı…  Başlığa itirazı olan var mı? Klişe kokuyor değil mi? Neyimiz Olur’la biten bir sürü başlık var. Zaten ben de bunun farkında olduğum için sadece ödünç aldım. Kullanıp iade edeceğim. İfadeyi uydurandan helallik dilerim. Haklısınız son zamanlarda çok fazla intihal var. Kopyala…

Selam Bodriyar (Jean Baudrillard)

Prof. Dr. Hasan Boynukara Bodriyar (Jean Baudrillard) ile hesaplaşıyor.  “Vur, Pençe-i Ali’deki şimşir aşkına, Gülbank-i Asumanı tutan, pir aşkına, Son savletinle vur ki, açılsın bu surlar, Fecr-i hücum içinde ki, tekbir aşkına!.” Ve aleykümselâm demeni beklemiyorum. Oysa sen bana ‘comment allez vous’ deseydin ben…