Calvin’ler Her Yerde Ürer

Kartal Yolcu yazdı…

Calvin, Serveto ve Castellio’nun hikâyelerini bilir misiniz? Farklı mahallenin yaşanmışlıkları, zorbalıkları, din adına yapılan vahşetin hikayelerinin kahramanıdır.

Bazen bana “din karşıtı” derler. “Yahu niye karşı olayım” derim. Karşı olduğum zorbalıktır. Bu zorbalık ister din adına yapılsın, ister inanç kılıfı altında günümüze intikal ettirilen yerli yabancı gelenekler olsun, bunların içinde en küçük zorbalık, 21. yüzyıla yakışmayan ne varsa hepsine “kesinlikle” karşıyım… 

Bu karşı olduğum zorbalık ister “kutsal olarak kabul edilmiş”   metinlerden, yorumlardan kaynaklansın, ister “seçilmiş”, “görevlendirilmiş”, “kutsanmış”, “yüceltilmiş” kişilerin günümüze intikal ettirilmiş söz, fiil ya da davranış kalıplarından olsun, en küçük “zorbalık”, “ötekileştirme/dışlama” içeriyorsa,  “kesinlikle” karşıyım. Üstelik bunları dile getirmekten de hiç çekinmem.

Read more

Bir İtaatsizlik Denemesi

Aytekin Yılmaz yazdı…

Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev kitabını okuyup bitirdiğimde, toplumların ve devletlerin kaderleri ne kadar da çok birbirine benziyor dedim.

Yazar La Boettie’nin bu kitabı 1550’li yıllarda kaleme aldığı tahmin ediliyor. Aradan 500 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen düşünceler geçerliliğini korumaktadır.

La Boettie kendi döneminin hukuk fakültesini bitirdikten sonra 1554 yılında genç bir hukukçu olarak Fransız Kralı II. Henry’nin onayı üzerine Bordeaux Parlamentosunda danışmanlık görevine kabul edilir. Ölümüne kadar da bu görevi sürdürmüştür. La Boete 1557 yılında kendisi gibi Kral II. Henry’nin parlamentosuna danışman olan ünlü “Denemeler”in yazarı Montaigne ile tanışmıştır. Ve dost olmuşlardır. La Boettie’nin yaşamı hakkında çok şey söylenebilir. Ama ben daha çok kült kitabı “Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev” üzerinde durmak istiyorum. Yukarıda verdiğim kısa bilgi ise bir noktanın altını çizmek içindir. O da yazar La Boettie dönemin Fransa kralı olan II. Henry tarafından Bordeaux Parlamentosu’nda danışmanlık yapmasıdır. İşte yazara bu kitabı yazdıran neden de yaptığı bu görevdir. Krala bağlı bir Meclis’te görev yapma, La Boettie’yi derin araştırmalara itiyor, ulaştığı sonuçları o dönemki devlet ve toplum yaşamının içinden çıkarıyor. Yazar, Fransa özgülünden hareket edip, genel yargılara ulaşıyor. Ulaştığı sonuçları sistemli bir şekilde dile getirerek böylesi bir kitapta topluyor. Kitapta günümüzde bile geçerliliğini koruyan tespitleri var. Denilebilir ki söylediği şeyler en çok da 20. yüzyılda yaşanmıştır ve bazı ülkelerde halen geçerliliğini korumaktadır

Read more

Korku ve Titreme

Veysel Karataş yazdı…

İbrahim‘i anlamanın değersiz olmasına karşın Hegel‘i anlamak zordur derler. Hegel‘i aşmak bir mucizedir; ancak İbrahim‘in ilerisine geçmek her şeyden kolaydır.

Kendi adıma Hegel felsefesini anlamak için çok zaman harcadım, inanın bana ayrıca onu az ya da çok anladım. Uğraşmama rağmen anlayamadığım yerlerde bunun nedeninin Hegel‘in kendisinin çok anlaşılır olmaması olduğuna inanacak kadar gözü karayım.

Bütün bunları kolayca, doğal olarak bana herhangi bir zihinsel zorlama getirmeden yapabiliyorum. Ancak İbrahim hakkında düşünmek zorunda olduğumda, neredeyse tükeniyorum.

Read more

Bir Kitap: Sosyalizmden Türkçülüğe Kazanlı Ayaz İshakî

Kartal Yolcu yazdı…

Türkiye’de en çok istismar edilen konulardan biri de Türkçülük, Milliyetçilik, Türk Milliyetçiliği konusudur. 

Bu konuları politik rant haline getiren, Milliyetçiliği, Türkçülüğü sadece kendi tekellerinde, bagajlarında olduğunu savunan istismar çevreleri, insanların  “cahil duygusallık”, “basit slogan” ötesinde bilgi sahibi olmasını hiç bir zaman istememişlerdir. Bu çevreler, kendi yayınladıkları “manifesto benzeri” yayınlar (Işıklı-Nurlu CİA yapımı kitaplar) dışında bir şeylerin okunmasını araştırılmasını hiç istememişlerdir… 

Read more

Derdimize Çare Bir Çiçek ve Küçük Sırlar Dükkânı…

Adnan İslamoğulları yazdı…

Enseyi karartmayalım, aslında güzel şeyler de oluyor. Bakmayın siz siyasetin içine düştüğü kirliliğe. Aldırmayın ilkesiz ittifaklara. Dert etmeyin demokrasinin tedavülden kaldırılmasına, parti içi demokrasilerin ırzına geçilmesine. Enseyi karartmayın, güzel şeyer de oluyor…

Sevgili Mehmet Ragıp Vural’ın riyâsetinde Ayarsız Dergisi bir ekol/okul olma yolunda ilerliyor. Her sayısı ayrı bir güzellik. Posterleri duvarları süslüyor, kapakları âteşin bir yanmada…

Ayarsız Dergisi ayarlamaya devem ediyor, ülke gündeminde kaçan ayaların yerine dakik çalışan bir köstekli saat gibi ayar düzeltiyor…

Ve tabii Ayarsız yazıları kitaplaşıyor zaman zaman…

Ötüken Neşriyât’dan çıkan son iki güzel ayarsız kitap Göktürk Ömer Çakır’ın himmetiyle tarafıma muhavvel kılındı, müteşekkîrim…

Sevgili kardeşimiz Sinan Terzi, ‘Derdimize Çare Bir Çiçek’ demiş kitabının ismine, ne kadar da haklı Sinan Terzi. Son zamanlarda akşam saatlerinin mühim bir kısmını çiçeklere ayıran bendeniz için şifa gibi geldi kitap. Asaf Halet Çelebi’nin şiiriyle süslediği ‘Asaf’ın Kedisi’ dramanın en sunturlusundan bir hikâye. ‘Vechiye Teyze’nin Ortancaları’ birkaç satırdan ibâret aslında, fakat bir kitap hacminde hüzün barındırıyor.

Read more

Geleceğin Edebiyatı-Digital Edebiyat: Derdimize Çare Bir Çiçek

Mustafa Everdi yazdı…

Her dönem kendi edebiyatını oluşturur. Mum ışığında uzun kış gecelerinde Dostoyevski’nin Thomas Mann’ın kalın kitaplarını okumak için insanların bol bol zamanı vardı.

Fransa’da Balzac, Hugo, Proust kitaplarını daha çok kadınlar okuyor, Paris’te sürekli edebi buluşmalar, heyecanlı kavgalı çekişmeli tartışmalar oluyordu. Roman gelişimini kadınların ilgisine, dikkatli okuyucu olmasına, edebiyat mahfillerini şenlendirmelerine borçludur. Bugün bol bol zamanımız yok. Bir koşu içindeyiz. Kadınların yükü daha da ağır. Buna rağmen anlatan, anlayan, yazan olarak öne çıktılar. Sosyal medyayı anlamlı bir alan kıldılar. Sinan Terzi en küçük olay, anı ve karşılaşmaların hikâyesini yazarak herkese cesaret veren bir çıkışla raflarda yerini aldı bu kitapla. Erkeklerin iç dünyasını ele verirken, kadınlara sokak söylemini güldeste halinde sunuyor.

Read more

Şeffaflık Toplumu

Sevda Sezer Gülle yazdı…

Başkalarının hakkımda bilmedikleriyle geçinirim ben”

Peter Handke

Hoş bir hanım. Kendisine ait olduğu şüpheli bir fotoğraftan sesleniyor halkına:

“Selaaam. Bu gün hiç keyfim yok. Ne yapmak lazım ki?

Like -Kalpli like- Üzgün surat-şaşıran surat… 500 beğeni

Trend bir bey etkileyici olduğundan emin gözleriyle özlü söz ekmeğini yemeye devam ediyor:

“Gel, ne olursan ol gel” (Mevlana)

Kalpli like-Kalpli like 600 beğeni.

Aşinası olduğumuz görüntülerin, yerlisi olmaya isyan ettiğimiz anlarından sadece birkaç örnek. İtirazımız kadar suskunluğumuz ve hatta onaylamamızla destek olduğumuz platformlardan bir şekilde uzak kalamıyoruz. Beğenilmek ve takdir edilmek derin meselemiz! Sevgisizlik ve yalnızlık ise yeni yeni farkına vardığımız…

Hayatların her anının mahremiyete önem verilmeksizin gösterildiği, şov aralıksız devam ederken görünenin makbul, gösterilenin ise en güzel olduğunun sanıldığı haz ve hız dolu zamanlar! Güney Koreli yazar Byung-Chul Han 72 sayfalık hacmi küçük, kapsamı büyük bu kitabında önümüze tepsiyle ikram edilen her şeyi olumlayarak şeffaflaştıran toplumu anlatırken, günümüz toplumunun sosyal medya ağları ve arama motorları sayesinde nasıl bir teşhir toplumuna dönüştüğünden bahsediyor.

Read more