Bir Sümmani Güzellemesi

Mehmet Özdemir yazdı…

Narman

Narman Kazasında Orcuk Yolunda:

“Narman kazasında Orcuk yolunda
Ben bir gelin gördüm orak elinde
Nutuğu yok şu gelinin dilinde
Sordum allı gelin kimin yârisan
Salladı başını döndü bir yana. 
Sanarsın bir güneş çalar her yana
Başına bağlamış sarı leçeği, 
Sanarsın ki karşı dağın çiçeği
Her gördüğüm güzellerden gögçeği
Sordum allı gelin kimin yârisan 
Salladı başını döndü bir yana.
Sanarsın bir güneş çalar her yana
Nasıl kıymış yollamışlar tarlaya
Huriler periler zülfün taraya
Dünya güzelleri olsun cariye
Sordum allı gelin kimin yârisan
Salladı başını döndü bir yana
Sanarsın güneştir çalar her yana
Sardı Sümmânî’yi gamın merağın
Kamıştır parmağın sedef tırnağın
Cebeller karısın yayla kaymağın
Sordum allı gelin kimin yârisan
Salladı başını döndü bir yana
 Sanarsın güneştir çalar her yana”*

Yukarıdaki şiir türkü formunda olup aaax bb, cccx bb, dddx bb, eeex bb şeklinde bir kafiye şemasına sahiptir. 11’li hece ölçüsüyle söylenen şiirin her dörtlüğünün sonunda nakarat beyit vardır. Dörtlüklerdeki dördüncü mısralar nakarat olduğu için x ile gösterilmiştir. Yine her dörtlüğün sonunda yer alan iki mısralık nakaratlar da bb şeklinde gösterilmiştir.

a.Yol / el/ dil “l” sesiyle yarım kafiye “unda-inde” ler redif.  Dördüncü mısra redif mısra dediğimiz bütün dörtlüklerin sonunda nakarat gibi yer almaktadır. Nakarat beyti bir / her “r” sesiyle yarım kafiye, “yana”lar rediftir. Âşık edebiyatında sıkça kullanılan kafiyelerdendir. Halk şiirinde en çok “r”, “ l”  sesleriyle yarım kafiye yapılmıştır. Bu dörtlük 6+5, 6+5, 4+4+3, 6+5 şeklinde duraklandırılmıştır.

b.Leçeği/ çiçeği/ göğçeği  “çeğ” sesleriyle zengin kafiye yapılmıştır. Sözcüklerin sonundaki “i” sesleri rediftir. Âşık edebiyatı genellikle doğaçlama bir edebiyat olduğu için zengin kafiyeye çok az rastlanır. Dörtlük 6+5, 4+4+3, 4+4+3, 6+5 duraklıdır.

c.Bu dörtlükte tarlaya/ taraya kelimeleri arasında “a” ile yarım kafiye yapılmış. Üçüncü mısrada tarlaya/ taraya sözcükleri ile cariye sözcüğü arasında “y” ile kulak kafiyesi yapılmış. Dörtlüğün tamamında kafiye zayıftır. Dörtlük 4+4+3, 6+5, 6+5, 6+5 duraklıdır.

d.Merağın/ tırnağın/ kaymağın sözcükleri arasında “ağ” sesleriyle tam kafiye yapılmıştır. Sözcüklerin sonlarındaki “ın”lar rediftir. Dörtlük 6+5, 6+5, 6+5, 6+5 duraklıdır.

Read more

Türk Halk Edebiyatına Adanan Bir Ömür: Ali Berat Alptekin

Mehmet Özdemir yazdı…

1953 yılında Silifke/Mersin’de dünyaya gelen Ali Berat Alptekin, ilk, orta ve lise öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra üniversite tahsili için Erzurum’a gitmiştir. Mezun olduktan sonra  Silifke Lisesinde bir süre öğretmen olarak görev yapmış, 1977’de mezun olduğu Atatürk Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümüne 1979’da asistan olarak atanmıştır.

1982 yılında “Taşeli Platosu Masallarında Motif ve Tip Araştırması” adlı tezi ile doktor ünvanı almıştır. 1985 yılında Fırat Üniversitesine geçmiş, Kazakistan Uluslararası Ahmet Yesevi Türk -Kazak Üniversitesinde bir yıl süre ile ders vermiş, daha sonra da akademik kariyerini tamamlayarak profesör olmuştur. 

Ali Berat Alptekin, çoğunlukla Halk Edebiyatı üzerine yaptığı araştırmaları ile tanınmaktadır. Çok sayıda kitaba imza atmış, iki yüzden fazla makale, araştırma ve derlemeleri yayımlanmıştır.

Read more

Kızak Keyfi

Mehmet Özdemir Ağustos sıcağının insanı âdeta erittiği bu günlerde içimiz serinleten çocukluk anısını yazdı. Erzurum’da, Palandöken’e bakarak kızak kaymak…

Hafta sonları dinlenme günleri değildir. Yorgunluk katsayısının arttığı bu zaman dilimi hazza yeni kapılar açabilir, göz gözü görmeyen bir kar fırtınası geçmişi silmek yerine daha da belirgin hale getirebilir.

Gün, kuşluğa demir atacakken açmıştım gözlerimi. İçimdeki çocukluk da uyanmıştı. Başımı cama dayadım, buğuyu silerek dışarıya bakmaya çalıştım. Aman Allah’ım kar yağmış gece boyu, her yer bembeyaz. Görülmemiş bir heyecanla, sevinçle banyoya koştum. Hızlı bir şekilde elimi yüzümü yıkadım, peşkirle yarım yamalak kurulanarak mutfağa gittim. Ekmeğin iki ucunu koparıp içine göyermiş peynir koydum. Bu iki gumuç eve dönene kadar idare ederdi.

Read more

Limon Ağacı

Mehmet Özdemir yazdı…

2009’da vizyona giren film, İsrail, Fransa, Almanya ortak yapımı bir dramdır. Senaryosunu Suha Arraf ile yazan Eran Riklis, filmin yönetmenliğini de üstlenmiştir. Filmin oyuncuları: Hiam Abbass, Ali Suliman, Doron Tavory, Makram Khoury, Amos Lavi…

Film, Berlin Film Festivalinde ödül almış. Filmin başrol oyuncusu Hiam Abbass, İsrail Film Akademisi tarafından ‘en iyi kadın oyuncu’ ödülüne layık görülmüştür.

Üç semavi dinin kutsal saydığı Kudüs’ün de içinde yer aldığı, savaşa doymayan bu coğrafyada yaşamak bir hayli zordur.

Read more

Bir İdeoloji Olarak İslamcılık ve Edebiyat

Mehmet Özdemir yazdı…

Edebiyat, tarih boyunca toplum ile ilişkisini hiç koparmadığından sosyolojinin de kaynaklarından birisi olmuştur. Bu yönüyle edebiyat, devlet, din ve ekonomiden bağımsız olarak ele alınamaz. Edebiyatın ideolojilerden uzak durduğu da söylenemez; o yüzden ‘edebiyatta ideoloji yer almalı mıdır’ tartışmasına gerek yoktur. Ancak edebiyatta ideoloji ‘nasıl yer almalıdır’ diye tartışılabilir. Fikir, didaktik bir şekilde mi yoksa estetize edilmiş şekliyle mi okuyucuya sunulmalıdır? Toplumu ve ferdi kuşatan dil ile yoğrulan ideoloji, kültürel- siyasal pratikler bütünüdür. Yazar ve okuyucu bağlantısını dil ve kültürün yanı sıra eserin içeriğini oluşturan ideoloji de belirler.

Read more

Milliyetçiliğe Tarih Sarmalı

Mehmet Özdemir yazdı…

Tarih, toplumun hafızasıdır. Biriktirilen tecrübeler mecrasıdır, bu tecrübeler ‘an’a taşınarak yeni çıkarımlar elde edilir. Ders alınacak biricik birikimdir. Toplumları millet haline getiren en önemli unsurlardan biri tarih bilincidir, yani milliyetçiliğin olmazsa olmazıdır.

Tarihi bir sığınak haline getiren toplumların iflah olduğunu gören olmamıştır. Tarihe saklanmak yerine tarihe tutunarak anı ve geleceği inşa etmek milliyetçiliğin temel işlevi olmalıdır.

Read more

Bir Anarşist, Baha Tevfik

Mehmet Özdemir yazdı…

baha tevfik.jpg
Baha Tevfik

Baha Tevfik, 1881 ya da 1884 yılında İzmir‘de doğdu. 1916 yılında fikirleri olgunlaşmadan, çok genç yaşta öldü. Babası gümrük memurudur. İlköğrenimini İzmir‘de yapan Baha Tevfik, ortaöğrenimini İzmir Rüştiyesi ve Mülki İdadide tamamlamıştır. İleri derecede Fransızca biliyordu. Yüksek öğrenimini İstanbul Mektebi Mülkiyede tamamlayan Baha Tevfik, burayı da iyi dereceyle bitirmiştir. Bir süre memurluk yapıp sonra istifa etmiştir. Bir lisede felsefe öğretmenliği yapmıştır.

Yayıncılıkla uğraştı. 6-7 yıl çeviri eserler ortaya koydu,  doğa bilimleri ve felsefe üzerine çalışmalarını yoğunlaştırdı. Gazete ve dergilerde çalıştı. “Felsefe Mecmuası” adlı bir felsefe dergisi çıkardı.

Read more