Balıkçı Hayati Amca

Özer Bilgiç yazdı…

özer.jpg

Güneş’e bakmak sevaptır derdi, balıkçı Hayati Amca. Göz çevrelerimdeki şu kaz ayakları bu inanmışlığımdan miras olmalı. Gülerken, hayal kurarken, bir de yâre bakarken derinleşir bu yarıklar. Ondandır, sık sık derin düşüncelere dalışım. Yine dalmıştım ki kısık gözlerle güneşe karşı, Hayati Amca seslendi müşfik makamda“Hamid’i beline tak, Özer!” Güneş denizi gıdıklayıp güldürmeye, küçük küçük kıpırdatmaya başladığı zaman, üç kişi sağında, üç kişi solunda belimizle çekerdik, gün doğmadan denize emanet ettiğimiz o koca emektar ağı.

Read more

Bibi Teyze…

Özer Bilgiç yazdı…

teyze.jpg

Kimsesizdi, yalnız yaşardı Bibi Teyze. Evinden çıkmazdı pek. Hoş çıksa da pek tanıyanı yoktu ki! Bir iki kadın, bir de annem giderdi ziyaretine. Annemin anlattığına göre gurbetteymiş çocukları. Arada onlardan mektup alırmış güya. Ama ne kendilerini gören olmuş ne de aldığı mektupları. Bir tekir kedisi vardı, vefalısı… Ara sıra miyavlamaları işitilirdi. Konu komşuya Bibi Teyze’yi hatırlatan yalnızca o miyavlama sesleriydi.

Bir keresinde annem beni de götürdü Onun evine. Duvarlarında eski fotoğraflar, pencere kenarında çiçekler, elinde tesbihi ve orta yerde kenarı özenle kıvrılmış seccadesi. Gözleri hep yerdeydi Bibi Teyze’nin. Daha çocukken duymuştum yalnızlığın sesini. Sonra bir de bayramda gittim evine, el öpmeye. O da nesi? Tanıdığım tanımadığım ne kadar çocuk varsa hepsi doluşmuş eve. O hüzünlü Bibi Teyze gitmiş güler yüzlü, konuşkan bambaşka bir nine gelmiş yerine. Çok geçmeden anladım sebebini. O çikolatalar, börekler bir de çocuklara verdiği yüklü bahşişler, balonlar, oyuncaklar…

İçerisi bildiğiniz çocuk parkı gibi! Meğer mahallede tanımayan çocuk yokmuş kendisini. E tabi onca hediyeyi görünce her bayram gider oldum evine. Bayram bittiğinde tekir kedinin miyavlamaları dışında tıkırtı bile gelmeyen ama her bayram cıvıl cıvıl çocuk sesleri duyulan bir evdi işte. Son gördüğümde yine bir bayramdı. En sevdiği vazifesini yerine getirdi, bir sürü ağzı kulağında çocuk sevinciyle bitirdi bayramı. Sonra vefat etti hemen akşamı…

Ha bir de cenazesi kalabalık oldu tıpkı bayramlarda olduğu gibi. Ama ağlama sesleri geldi bir iki kadından, annemden ve bir sürü çocuktan. Sonrası ne çocuk sesi kaldı o evde ne de komşulardan duyan oldu tekir kediden gelen miyavlamayı.

Diyesim o ki, hiç bir bayram hiç bir evde sessizlik olmamalı!…

Özer BİLGİÇ

Lucky

Özer Bilgiç yazdı…

godoytyu beklerken.jpg
Godot’yu Beklerken

Puncher ve Wattman’ın bayındırlık işlerine bakılırsa öztözbiçimbiçem aksakallı zaman dışı mekân, dışı kakakaka bir kişi olarak Tanrı’nın tünediği yükseklerde yüce bir kayıtsızlık, yüce bir sükûn ve yüce bir dilsizlik içinde bir kaçımız dışında bizi bir hayli sevmesine akıl erdiremeyiz ama zaman yanıt verecektir buna ve yüce Miranda gibi acı çekmektedir ötekilerle birlikte sırası geldiğinde akıl erdiremeyiz buna işkenceler içinde ateşlerde yanarak zaman yanıt verecektir buna ateşin alevleri sürüp giderse ki sürüp gidecektir gökkubbeyi yakıp tutuşturacak yani şu sıralarda iyice sakin ve de masmavi gözüken bulutları cehennemlik edecektir, bulutlar öylesine sakindir ki seyrek görülse de insana yine hoş gelir ama acele etmeyelim öte yandan Testisof ile Vajen’in henüz tamamlanmamış ama yine de Çokbilmişler Antropopopometri Akakakakdemisince ödüllendirilen insanı araştırma konusu yapan araştırmaların sonucunu bekleyim işlem hataları dışında bir yanılgı taşımayan bu çalışmalardan ortaya gerçek Testisof ve Vajen’in bu tamamlanmamış çalışmalarından ortaya çıkan kan an şudur udur dur yani acele etmeyelim Puncher ile Wattman’ın bayındırlık işlerinin sonucunda nedendir bilinmez açıkça görülen son derece açık seçik görülen Osurman ile

Read more