İncir Ağacı ve Bey Amca

Rahmi Kızıltoprak yazdı…

Kırmızı topraklı vadiden ulaşılırdı Bey Amcanın küçük cennet bahçesine, sıralı elma, armut, nar, yenidünya, kivi, incir gibi ağaçları ve meyveleri arzı endam ederken, tepenin sırtlarında saklı üzümleri ile salınan asmaları, onun etrafında enva-i çeşit rengârenk kır çiçekleri ve en kenarda da bütün heybetleriyle ceviz ve şıralı dut ağaçları.

Bey Amca bahçesindeki nebatatın hepsine ayrı bir özenle bakardı fakat İncir ağaçlarına karşı yakın alakası, cömert davrandığı aşikârdı. O cömertliğe, onlarda lâyıkıyla meyveleri ile bilmukabele de bulunmuştu. Sonrası bir tutam yarpuz ve nanenin enfes kokusu ve şırıldayan kaynak sudan birkaç avuç içerek derme-çatma kulübenin duldasında bulduk kendimizi. Çileli, nasırlı elleri ile koynundan çıkardığı tütünü sardı ve bir fırt bile çekmeden buğulu gözlerle derince karşıya baktı.

Read more

Geçer Elbet Bir Gün Mutlaka Geçer

Rahmi Kızıltoprak yazdı…

Bugün güne veda eden güneşle birlikte akşamın serin rüzgârlarını karşıladım kimsesizliğim ve ötemdeki çaresizliğimle. İçten içe masum gözyaşlarım hüzünlü umutlarımın ırmağı oldu elem çeken gönlüm ve acınası bahtımla. Karanlıktan kat kat semadaki ışıklara bakan gözlerim, arşın derinliklerinden yoktan var edene açılmış ellerim. Gökteki hilalin gönlüme benzeyen yalnızlığı, gerçeğin inkâr edilemez aşikarlığı, düşündükçe acıtan çaresizliğimin sükûneti.

Ve işte bir rüyadan sahici kaderin tecellisi. Zamansız gelen beklenmedik tesadüfler zinciri mi, gözlerimi aydınlığa kapamak mı, hakikati unutabilmek mi yoksa hayata tutunabilmek mi bizimkisi. Birçok şey seni senden alıp götürüyor uzaklara sessizce derinlere, bilinmeze. Sende kalan korkuların, gözyaşların, feryatların ve tükenmişliğin. Vefasızlık mı! Üzülmek mi! Anlamaya çalışmak mı! Yorgun heveslerim, arzularım, çaresizliğim ve unutuluşa beyhude geçen bir gün daha. Çıkmazlar yolunda gecemi aydınlatan umut ışıkları, bir heves ve sabırla gelecek günler için akıntıya karşı olan kederli gönlümle yeniden yutkunmak. Kapanan dünyaların kapısı ile karanlığa hüzünlü bir tebessüm ve geçmişten yaşanmış güzel günlerin yeniden hayali.

Read more

Bayramı Olmayanın Bayramı da Bayram Ola

Rahmi Kızıltoprak yazdı…

Ağır ağır günün ağarması ve her gün aynı güne aynı duygularla uyanış. Değişmeyen sessiz gecenin yerinde duran gündüzü. Yavaşça akıp giden zaman, acı ve kederle karışık bir hayata tutunuş ve gönlünde saklı bir sevda. Yorgun umutların içinde aniden yeşeriveren ümitler, nergisler, sümbüller… Uçan kuşlara emanet özlemlerim ve gönlümün akan ırmağında kalbimin suskunluğu.

Hüzünlerimi sakladım kaybolan gözlerimin en derinine, sessiz hıçkırıklarım da yüreğimde. Amansız kar çözülmüş, zamansız bahar, beklenmedik bayram gelmiş utangaç kalbimin neyine. Kambur kaldım çocuk yaşımda, dertlerime çaresizliğim hep yorgun omuzlarımda. Hayat, memat, meşakkat suya yazılan yazgınla, ne zaman kader seni, beni alır bilemiyorsun. Hep araftasın bu fanide.

Read more

Ankara’nın Parıltılı Semti Çukurambar

Rahmi Kızıltoprak yazdı…
cukurambar1.jpg
Eskinin kuş uçmaz kervan geçmez gecekondu dutluğu, şimdinin allanıp pullanarak söylenen semti “Çukurambar”.

 

Plazalar, gökdelenler, rezidanslar, apartumanlar, bistrolar, cafeler, restoranlar… Semaya meydan okuyan son teknoloji binalar ve yeme-içme namına ün salıp şan veren mekânlar.

Gökyüzüne huzme ışıkları ile Los Angeles’da, caddesi ile Şanzelize’de, gökdelenleri ile Manhattan’da, trafiği ile Şangay’da ve Başyazıcıoğlu/Firdevs Camileri ile kendinizi Medine’de hissedebilirsiniz.

Hem şarkıye hem garbiye ikisinin ortasında Turkish atmosferiyle anlayacağınız her şeyin hepsi bir arada.

Read more