Bir Dertleşme Yazısı…

Sena Sultan yazdı…dert.jpgBu yazım bir dertleşme yazısıdır…

Biriyle arkadaş olurken kadın ya da erkek olmasına değil, kadınsa başının örtülü ya da açık olmasına değil, hangi meslekten olduğuna değil, ne kadar para kazandığına değil, hangi statüde olduğuna değil, nereli olduğuna değil, benimle yaşıt olup olmamasına değil o insandan alabildiğim sıcaklığa, güvene, samimiyete bakarım.

Read more

Çizdiğimiz Sınırlar, Zindanlarımızdır

Sena Sultan yazdı…

sınırlar.jpg

Lise ve üniversitedeyken sınırların olmadığı bir dünya hayalini kuran dostlarım vardı. Şimdi büyüdük ve her şey değişti. İnsanlar eskisi gibi hayal kurmamaya başladı ya da kendisi için yaşına uygun olarak belirlenmiş ev alma, araba alma hayallerinden birini seçip, ona sadık kaldı.

Bir sosyoloji dersinde sosyoloğun görevinin toplumu sadece olduğu gibi resmetmek değil, toplumdaki yozlaşmışlıkları deşifre etmek ve yapabilirse bir çözüm üretmek olduğunu söyleyen eleştirel realistlerle tanışmış ve çok heyecanlanmıştım. Demek ki verili dünyayı olduğu gibi kabul etmek onlar için -herkes için- tek seçenek değildi. Mücadele etmek de bir tercihti.

Körler sağırlar olarak birbirimizi ağırladığımız bu dünyaya çizdiğimiz sınırlara kendimizi öyle çok kaptırmış, söylediğimiz yalana kendimizi öylesine inandırmıştık ki birileri çıkıp bize bunun aksini söyleyecek olsa onun gerçeklikle ilişkisinde bir sorun buluyor ve gerçeği göremeyişine acıyorduk. Sorunun bizim gerçekliği inşa etme şeklimizde olabileceğini düşünmüyorduk. 

Read more

Otorite Mi Sevgi Mi?

Sena Sultan yazdı…

sdgsggdggergergSon günlerde öğretmenin sınıftaki otoritesi konusunu sıkça düşünmeye başladım. Aslında otorite kelimesinin kendisi kulağıma hoş gelmiyor. Üniversitede aldığımız sosyoloji derslerinden sonra otorite kavramı zihnimde artık hep sorgulanması gereken bir kavram olarak kalacak sanırsam. Hal böyleyken otorite kurmanın değerine daha kendimi tam inandıramamışken işim pek kolay olmuyor.

Bağırıp çağırıp öğrencileri susturmayı bir güç olarak görmüyorum; “Gerçek güç sevgidir. Güçsüzlük sevgi üretememektir.” diyen Fromm‘a hak veriyorum. Dolayısıyla sesimi değil sözümü yükseltmek istiyorum. Çünkü zambakların gök gürültüleriyle değil yağmurlarla büyüdüğüne inanıyorum.

Öğretmen olduğumdan beri en fazla şu duayı ediyorum: “Allah’ım bu mesleği benden daha iyi yapabilecek birinin yerini işgal ediyorsam eğer lütfen bunu görebilmemi sağla. Ve görebildiğimde de memurluğu zihnimde bir puta dönüştürmeden bırakabilecek cesareti bana ver.” Her zaman bırakabilecek mesafede olayım ki mesleğim beni köleleştirmesin.

Read more

Biz Neden ve Nasıl Delirdik?

Sena Sultan yazdı…

dddddddd.jpg

Var gücümüzle umut dolu tablolar çizmeye çalışırken gözümüze sokulan çirkin tablolara isyan etmeye kalkışınca delirdik. Anlaşılmamızın mümkün olmadığını gördüğümüz o noktada delirdik en çok.

Geçen gün gittiğim misafirlikte kanım donarak dinlediğim bir haber vardı… Bir kadının kocası başka kadınlarla da birlikte olduğu için, kadına AİDS virüsü bulaşmış ve kadın şu an ölümcül bir hastalığa mahkûm olmuş bir durumda. Kadın kocasının kendisini aldattığını bildiği halde iki çocuğu var ve ailesi geri dönmesini kabul etmiyor diye boşanmak istememiş…

Uykularımı kaçıran bu haberi düşünürken bir yandan annemin “Kadında suç; neden adamı bırakmamış, ben aldattığını bilsem yönümü dönmem…” demesi aklıma geliyor. Diğer kadınlar da ona hak veriyor. Normalde katılacağım bu düşüncelere o an katılamıyorum; “Anne siz değil misiniz benim boşanmanın da bir tercih olabileceğini söylediğim her anda bana karşı çıkan, boşandıktan sonra mutlu-insanca-yaşamayı kadına yakıştırmayan, ‘boşansam sonra evlenmem çocuklarım için yaşarım’ diyen?” diye çıkışıyorum.

Read more