Okçular Tekkesi Sicil Defteri

Sinan Çuluk yazdı…

okçular
Löwenhielm’in fırçasından Okçular Tekkesi ve Mescidi

Günümüzde “tekke” denilince sadece tasavvuf boyutu akla geliyor. Bir şeyhin çevresinde toplanan müritlerin, kendi tarikat kuralları çerçevesinde ayin, zikir gibi eylemleri yerine getirdikleri mekân anlaşılıyor. Oysa Osmanlı devrinde farklı fonksiyonlar icra edilen tekkeler de vardı. Günümüzün hemşehri dernekleri gibi, farklı İslam ülkelerinden Osmanlı ülkesine gelenlerin buluşma noktaları olan tekkeler vardı mesela… Özbekler Tekkesi, Hindîler Tekkesi gibi yerler belirli bölge insanlarının İstanbul’daki buluşma merkezleriydi. Miskinler Tekkesi olarak adlandırılan yerler, o devirlerde dermansız bir derde müptela olarak algılanan cüzzam hastalarının Batı’da gördükleri muamelenin aksine daha insancıl şartlarda barındıkları yerlerdi.

Read more

GEYİKLİ BABA’YA DAİR [1] RAKI VE ŞARAP MESELESİ

Sinan Çuluk yazdı…
FB_IMG_1500837465594.jpg

Bugün “Kesmeşeker” adlı bir müzik grubunun “Geyikli Baba Uzaylılar Şarabı” adlı saçma sapan sözlerden ibaret şarkısını duydum. Hafakanlar bastı. Dar ve sınırlı bir çevrenin inhisarındaki yalan-yanlış bilgilerin popüler müziğe malzeme edilip kamuoyuna sunuluş tarzı beni aşırı rahatsız etti.

Neden böyle oldu? İşin bir evveliyatı var. Hilmi Ziya Ülken 1924 yılında “Anadolu Tarihinde Dini Ruhiyat Müşahedeleri” adlı bir makale yazdı. Osmanlı Arşivi’nin ilk tasnif heyetlerinde yer alan Ahmed Refik [Altınay]ın arşivde bulduğu çok eski ve eksik bir belgede Orhan Gazi’nin Geyikli Baba’ya rakı ve şarap gönderdiği yazılıydı. Bu belgeye dayanan makale öylesine kabul gördü ki Geyikli Baba’nın meyhor olduğu, rakı ve şarap içtiği en aklı başında olması gereken ilim erbabı tarafından da sorgusuz sualsiz kabul edildi. Oysaki Ahmet Refik bu makaleden üç sene sonra “Bizans Karşısında Türkler” adlı kitabını yazdığında belgenin tamamını neşretmiştir. Üstelik Osmanlı Arşivi’nde bu belgeler sapasağlam vaziyette araştırmaya açık bulunuyordu. Birbirinden nakletmekle alim olmak yerine kuşkuya kapılıp belgeyi yerinde görmek isteyen biri de çıkmamış. Aslında bazı “Tevarih-i Al-i Osman”larda belgenin eksik kısımlarını tamamlayan malumat zaten yazılıydı. Bu yeni malumata istinaden eski hatalı tezlerin tashihi gerekirdi ama ne yazık ki günümüze kadar sayısız makalede Geyikli Baba’nın şarap ve rakı içtiğine yönelik iddia gerçeğin ta kendisi olarak yayıldıkça yayıldı. Hilmi Ziya Ülken belki belgenin ikinci sayfasını görmedi, belki belgeyi aktaran Ahmed Refik kasıtlı olarak Ülken’i yanılttı. Bu ihtimaller üzerine kesin bir iddiada bulunamam ancak Ahmet Yaşar Ocak’a kadar aynı batıl iddianın tekrarında inat edilince tarihin kasıtlı olarak tahrif edildiğini söyleyebilirim.

Read more