Kadem’e Mektuplar-II

Sinan Terzi yazdı…

karamık gölü.jpg
Karamık Gölü

Sevgili Kadem

Ancak üç gün sonra tekrar yazmaya takât bulabildim kendimde. Hele son iki gün… Kaç kez kalemi elime alıp geri bıraktım, sayısını bilmiyorum. Söyleyecek sözüm olmadığından değil. Hangisinden başlayacağımı bilemediğimden emin ol. 

Geçen cuma günü eczanenin önüne yanaşan -senin tabirinle- Hacı Murat‘ın teybinden yükselen ‘Ne olursa olsun yaşamaya mecbursun’ şarkısı bu gecikmenin en büyük sebebidir. Hani Karamık Gölünün kenarında sana söylediğim şarkı. Unutmuş olamazsın. Lütfen olma! Kaderin cilveleri biter mi? İnsanoğlunda bu ham ervahlık oldukça mümkün değil! Bak bu senin son öğrettiklerinden biriydi bana, hatırlasana. ‘Kim söylemiş bu lafları’ diye sormuştun şarkıyı bitirdiğimde. ‘Nejat Yavaşoğullarını tanımıyor musun yani?’ diye hayret etmeme kızmış, ‘Ham ervah, nasıl olsa erersin bir gün’ deyip kalkıp gitmiştin. Söz verdiğin türküyü bile söylemeden. 

Al Fadimem bal Fadimem
Yanakları gül Fadimem
Uyan uyan sabah oldu
Namazını gıl Fadimem

Sonraları çok dinledim onu biliyor musun? Senden dinleyememiş olmanın acısını çıkartmak için belkide. ‘Önce sen söyle ne söyleyeceksen. Sonra sana Al Fadimem türküsünü söyleyeceğim’ dedin, ama sözünü tutmadın. Olsun. Kırgın, kızgın, küskün değilim sana. Hiç olmadım. Hatta öyle ki ne zaman tatile çıksam mutlaka yolumu Emirdağ‘dan geçirir, Morcalı obalarına, köylerine uzaktan da olsa bakarım. Al Fadime ile Kadir Efe’den bir iz ararım. Belki de aradığım iz onlardan değil de sendendir. Belki de bunca yılın özlemidir, kim bilir. 

Al Fadimem suya gider
Su yolunda çalım eder
Çalım etme al Fadimem
Ben cahilim aklım gider

Read more

Kadem’e Mektuplar-I

Sinan Terzi yazdı…

mektup

Kadem, Kadem’im… Bu mektubu sen oku diye değil de cümle âlem okusun diye yazıyorum. Ama sana. Yoksa bilirim okuman bir şeyi değiştirmez. Seni ikna etmeye yetmez. Sana, sen istemedikçe kurşun bile işlemez.

Kaç yaşındaydık sahi biz seninle tanıştığımızda; üç, beş, yedi? Ne bileyim! Kırkı geçtim. Olgun, terk edilmiş, feleğin çemberinden geçmiş bir kadınım artık. Hatırlayamıyorum. Kusuruma bakmazsan eğer, aslında yüzünü de tam hatırlayamıyorum maalesef. 

Senin türkülerin, benim şarkılarım aklımda. Unutmadıysam sadece onları unutmadım. Türküleri sevdiğimden değil söyleyen sen olduğun için. Şarkıları ise ben söylediğim, sen hiç hoşlanmadığın için unutmadım. Kızma ama Bulutsuzluk Özlemi hala favorim.

Askere gitmemiştin değil mi son görüştüğümüzde? Hatta ne askerliği, liseyi bile bitirmemiştik. Köye son gelişimizdi. Babaannem ölmüş, Karamık Köyündeki kapımız sonsuza kadar kapanmıştı. Nereden bilebilirdim senin de o kapının ardında kaldığını. Annem pratisyen hekimdi o zamanlar. Anlı şanlı bir Tıp Profesörü değildi daha. Babam kurmay okulundaydı. Paşa olmasına seneler vardı. Ve ikisinin de Karamık Köyüyle ilgili hatırlamak zorunda oldukları hiçbir sebep kalmamıştı. 

Read more

Şiirle Konuşanlar/İsmet Özel

Sinan Terzi yazdı… Şair İsmet Özel’e geçmiş olsun. Acil şifalar.

scxcxascascas

İsmet Abi geçmiş olsun. Doğru mu bu?

‘Dert oldum Hira’ya beni teskine geldi Efendim’

Şükür abi! Allah beterinden korusun.

‘Ruh körelten çare bulmaz ilaç olmaz telaşlı döş
Pis mürekkeple çürük dil tokuşturanlardansanız’

Abi hemen kızma lütfen. Kötü bir niyetim yoktu. Esenlik dilemek istedim.

‘Söz yavan, kardeşlik şarkıları gayetle tıkız’
Öcalınmazsa çocuklar bile birden büyüyebilir’

Anladım abi. İyisin sen maşallah!

Read more

Efsaneleşen Türk Güreş Edebiyatı: Aliço’nun Son Güreşleri

Sinan Terzi Pehlivan ‘Aliço’nun Son Güreşleri’ kitabıyla Kel Aliço’yu andı…

k_03133401_19-9-hObCmOz
Soldaki Güreşçi Kel Aliço

Güreş edebiyatı nedir? Sporun, güreşin hele hele yağlı güreşin edebiyatı olur mu? Öyle tahmin ediyorum ki bu hamur çok su götürür.

Jean Paul Sartre ‘Edebiyat Nedir’ kitabında sorduğu soruya üç başlık altında cevap arar. Sırasıyla ‘yazmak nedir, niçin yazıyoruz, kimin için yazıyoruz’. Elbette edebiyatı tanımlamak, çerçevesini, ilgi alanlarını belirlemek konusunda başka birçok mütefekkir, yazar, kalem erbabı fikirlerini söylemişlerdir. Tarih boyunca kelimeler insanların onlara yüklediği anlamlara göre mevzi kazanmış, anlam kaymasına uğramış hatta biçim değiştirmiştir. Edep ve edebiyat kelimeleri de bundan beri değildir. Köken olarak Arapça olan edep kelimesi başlangıçta davet anlamında kullanılırken, zamanla güzel ahlak iyi huy anlamlarını kazanır. Edebiyat ise güzel söz söyleme ve latif ifade etme ile ilgili her türlü çalışmanın genel adı olarak kabul görmüştür. Günümüze gelindiğinde ise edebiyat; tarihsel, sosyal ve kültürel ögelerden yola çıkarak, dille gerçekleştirilen güzel sanat etkinliklerine ve eserlerine verilen genel addır.

Read more

Yarayı Gösteren Yazar

Sinan Terzi yazdı.

 

 

“Yazmak benim için sadece gördüğümü anlatmak demek.” 

Bu cümle ilk öykü kitabıyla okuyucu karşısına çıkan Zeynep Delav’a ait. Delav aslında yazmaya yeni başlamış değil. Yıllardır kalemiyle birçok alanda ben de varım diyor. Felsefe ve Psikoloji eğitimi alan, kitap ekleri ve kitap dergilerinde tahlilleri, eleştirileri yayınlanan Delav TRT’de editörlük, danışmanlık ve metin yazarlığı da yapmış. Kısacası yazının mutfağından…

Kitap iki bölüm olarak yayımlanmış. ‘Çok Bin Vuruş’ on iki öyküden oluşan ilk bölümün adı. İkinci bölüm ise novella kabul edilebilecek kitaba da adını veren Kemik Tozu.

Read more