Âkif ile Arif Olmak

Süheyla Karaca Hanönü yazdı…

jgjöjöjöjöjöö

Bahar saçlarını dökmüş sonbaharın hazin yaprakları, yeryüzünde savruluyordu. Rüzgârın kanatları ses çıkarıyor; Anadolu’dan, Rumeli’den gelen haberlerle keskin, korkutucu bir ıslık eşliğinde gecenin bir vaktinde bir kapı çalınışıyla uyandırılıyordu ulu çınarlar. Evin yaşlı ninesi hayırdır inşallah, diyerek bir elinde gaz lambası diğeri ağrıyan dizinde açıyordu kapıyı. Yoksa Erdem Bayazıt’ın Savaş Risalesi’ndeki Sümeyra kadının torunu muydu bu kadın? İki yağız delikanlı evin oğullarını soruyordu. Sonra gençler geldi, bir bohça hazırlandı apar topar. Telli duvaklı uğurlamadan ziyade gecenin karanlığında kaybolan akıncılardı bunlar.

“Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik/ Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik.”

Evinden uzaklaşıyordu akıncılar.

“Köksüzlük en büyük öksüzlüktür.”demiş Yahya Kemal. Bizim köklerimiz ne kadar derinlerde… Üç kıtada… Buda buda bitmiyor dallarımız, Mehmetlerimiz.

“Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?” deyip yol almalıyız ceddimize.

Read more