Bayramlık Ayakkabı, Niyet ve Pay Etmek

Suna Kızılırmak yazdı…

Çocukken alınan bayramlıklara bakıp bakıp, bir ân önce sabah olsun diye heyecanla uyuyamayışlarım bayrammış meğer… 

Sonrası yok. 

Şimdiki çocukların çoğunda o heyecan bile yok. Bunu görüyorum. 
Peki niye yok? 

Çünkü bayramdan bayrama ve şehre panayır gelince yeni kıyafet belki bir de oyuncak alınan çocuklardık biz. 

Azdı, yoktu, beklerdik, beklenen, arzu edilen her şey kıymetliydi. 

Read more

Yola, Yolculuğa Devam Ağzımda Kiraz Tadıyla…

Suna Kızılırmak yazdı…

“İnsan iyi bir filmi daha önce izlemiş olmasına rağmen tekrardan niye izlemek ister?” diye sordu. Bu kez nereden vurulacağımı görmek için dedim. Ve açtım ikinci kez; Kirazın Tadı/Bir Abbas Kiaröstami filmini. Abbas Kiaröstami‘nin kendisini, filmlerini hayran hayran bakarak, özlemle izleyenlerden onu çok sevenlerdenim ben de. Bir çok filmini izledim ve benim en sevdiğim bu galiba sonraki de Füruğ şiirinden esinlenilen ve filmde de şiirden bir kısım okunan ‘Rüzgar Bizi Götürecek (Sürükleyecek)’ filmidir.

Read more

Sonsuzluk ve İyi Gelenler

Suna Kızılırmak yazdı…

Bir şeyler diyeceğim, demek istiyorum… Özellikle kadınlarımız, hemcinslerim için fakat insanı ilgilendiren şeyler bunlar… Sustuklarımdan sızan kadarını yazmaya çalışacağım biraz, acılarımdan, yaralarımdan biraz…

Bir seferlik bir ömür şu aldığımız yaşamak bu dünyada. Bildiğim kitap inmiş dinlerin hepsinde dünyadaki varlığımız sonrasında bir hayata yani ‘sonsuzluk’ dediğimiz bir yaşama inancı var çoğumuzun, insan çoğumuzun. Hayvan, bitki, ağaç ya da başka alemlerin bu inanışa sahip olduklarını düşünmüyorum çünkü ‘idrak’ yani erişme, kavuşma, dün bugün muhasebesi yapma, akletme ve anlayış mertebesi insana has diye düşünüyorum. Böyle değilse de yanılıyorsam da bunun derdinde değilim. Dertlenecek ne çok şey varken…

Read more

Ana-Baba Olma Sanatı

Suna Kızılırmak yazdı…

bababa

Malumunuz geçtiğimiz günlerde kapitalizm getirisi, göz boyayıcı sözde ‘Babalar Günü’  kutlamaları adı altında para harcama şenliğine maruz kaldık. Güne dair, konuyla alakalı bir iki şey diyeceğim, bir kaç cümle yazacağım. Yazacağım.. Diyeceğim.. Söyleyeceğim.. de olmuyor bir türlü çıkmıyor. Ama becereceğim bunu, elbet kendi dilimce… Olan sarılsın, olmayan avunsun elde olanlarıyla. Kimse kimsenin yerini bir başkasıyla doldurmaya kalkışmasın.

Read more

Dikenler Gül Habercisi

Suna Kızılırmak yazdı…acı.jpgBaşımıza ilk geldiğinde çokça canımızı yakan, o ân dayanamayıp ölecekmişiz gibi hissettiğimiz acılarımızdan ne varsa biz yaşadıkça azar azar bölüştürülüyor geride bıraktığımız yıllara… Sanki bir avuç diken var o ân o yaranın elinde ve her gün bir tanesini bırakarak yürümektesin geçtiğin tüm yollara. Ve elbet yeni dikenler de eklenmekte avucunda eskiden kalanların arasına… Yaşadıkça devam edeceğiz bir bir bırakmaya yoksa nasıl ‘zaman en iyi ilaç’ olacaktı ki yaralara?

Read more

Yok!

Suna Kızılırmak yazdı…bayramlalallaa.jpgO naftalin kokulu halılar, beyaz sabun kokulu çarşaflar, nakışlı örtüler, lale desenli en fazla iki üç çeşidi bulunan kalın perdeler, kilimler yok.

Alüminyum tepsilere doğranmış kıpkırmızı karpuzlar… Yıkanmış hazır edilmiş üzümler… Evin bir köşesinde beklemekte olan sobaların fırınında pişen ev yapımı baklavalar, su börekleri… Yok!

İnce ince sarılmış sarmaların o günki tadı yok. Kapıyı çalan komşu çocukları, onlara hediye edilecek mendiller, kurban bayramı olmasa bile kuyruk yağıyla kavrulmuş bugün için alınıp saklanmış o lezzetli etler, kavurmalar yok!

Kolonyalar bile daha uçucu limonun renginden gayrısı şişenin içinde yok! Nerde şimdiki lüks nerde bolluk nerde süslü ve bilmem ne markanın diye yarıştığımız şekerlikler, en fazla plastik olan kaplarda veya aynalı taslara konulan birazdan torunlarca tüketilecek olan bonbon, badem, Türkan Şoray göbeği, içi hindistan cevizi dolgulu küçük çikolatalar ya da lokumlar yok!

Envai çeşidi olsa da şimdi ‘onlar’sız tadı yok. Anneanne, babaanne, anne, baba dünyadan göç eyleyeli beri kapanan kapı arkalarında kaldı ‘o eski bayramlar’. O beklenenler yok! O bekleyenler yok! ‘

Yok, yoka karışmış’ diyor ya şair, olanın da tadı yok. Kan ve gözyaşı dökülmesin, olan güzelliklerin kıymeti bilinsin yetecek sevinmeye… Bir de çocuklara bayramlıklıklarını giydirince hey mübarek ne mübareksin sen yine.

Suna KIZILIRMAK

Tekellüm

Suna Kızılırmak yazdı…

hayreeer.jpg

Önce saşıracaksın ve sonra yine şaşıracaksın…

Hayretle bakabilmek hâlâ öyle bakabiliyor olmak öğretecek bize ‘iyi ve kötü’nün ayrımını. ‘Deneyim’ diyecekler bunun adına, ‘hayattan ders almak’ diyecekler, ‘sınanma’ diyecekler… Sonra kötüleyecekler seni, karalayacaklar, sırf senin yaptığın hataları yapmamış oldukları için kendilerini ‘üstün’, ‘temiz’, ‘önemli’ sayacaklar ama durup bir kez olsun bakmayacaklar kendilerine ve ellerine neler neler bulaştırdıklarına. Kibrin, sessizce yayılan, onları gün be gün, ân be ân saran kötümcül hatta ölümcül bir virüs olduğunu habire çoğalıp yayılıp sonunda kalbi ele geçirip canavarlaştıklarını da görmeyecekler nasılsa. Ya da alkışlar gibi görünecekler senin başarılarını…

Read more