Kadın Dövmek Dinî Yükümlülük Mü, Dine Yüklenmiş Bir Yük Mü?

Tuncer Namlı yazdı…

kadın.png

Ayetlerin Genel Haklar Öngörüsü

“Allah’ın bir kısmınıza diğerlerinden daha çok verdiği şeyleri arzu etmeyin. Erkeklerin kendi kazandıklarından payları olduğu gibi kadınların da kazandıklarından payları vardır. Allah’tan lütufta bulunmasını isteyin. Allah, her şeyi bilmektedir. Hem erkeği hem de kadını, anne babanın, akrabaların ve yemin ederek akit yaptığınız (evlendiğiniz) kimselerin geride bıraktığı mala mirasçı kıldık. Herkese paylarını verin. Allah, her şeye şahittir.” (92/4 Nisa 32, 33)

Bu ayetlerde bir başkasının hakkına veya hak edişine göz dikilmemesi gerektiğini ifade eden hüküm geneldir. Fakat ayetin devamındaki ifadeler bu genel hükmün aksine, farklı cinsler arasında biyolojik, fiziksel, ekonomik farklılıkların doğal sonucu olarak sahip oldukları farklı imkân ve hak edişlere göz dikmemeleri gerektiğini, Allah’tan lütuf istemenin daha doğru bir tercih olduğunu vurgulamaktadır. Dolayısıyla bu genel hüküm başka ayetlerle ilişkilendirilerek kişisel hak ediş farklarının olabileceğine ve özellikle miras paylaşımındaki pay farklarının kabullenilmesine dönük bir izah getirmiş olabilir (Mevdudî, Tefhim). Çünkü 34. ayette dile getirilen erkeklerin cinsel statü farklılığı ve bunun sosyoekonomik sebebe dayalı izahı, 32. ayetten başlayarak temellendirilmiş görünmektedir. Dolayısıyla bu sosyoekonomik temellendirme, hak farkının bir hak ediş farkı olduğuna dikkat çekmiş olmaktadır. Çünkü Hukuk Felsefecileri Aristo’dan beri adalet prensibini, eşitliği gerektiren dağıtıcı adalet ve farklılığı gerektiren hak ediş adaleti şeklinde ikiye ayırmışlardır ve bu ayrım günümüz hukukçuları tarafından da halen geçerli kabul edilmektedir. Bu ayrıma göre eşitlik her zaman adalet değildir. Dolayısıyla dağıtımda adalet olan eşitlik, hak edişte adaletsizlik olmaktadır.

Read more

Kadının Eve Dönüşü mü Dediniz? 

Tuncer Namlı yazdı…

islammmmSon dönemde sağlıklı ve dindar bir nesil yetiştirme konusunda kadının iş hayatından çekilip eve dönmesini savunan yaklaşımlar basında ve sosyal medyada boy göstermeye başladı. Her şeyden önce bunun haklı gerekçeleri olabilir ve bunları reddedecek değilim. Fakat dindarlık adına yapılan bu çağrıyı, Hz Hatice‘nin iş ortağı olarak ticaret hayatına atılmış bir Peygamber’in (s) ümmeti yapıyorsa iki kere düşünmek zorundadır. Ayrıca İslam tarihi boyunca geleneksel tarım toplumunda yaşayan kadının tarlada, bağda, bahçede çalışmış olmasının göz ardı edildiğini düşünüyorum. Dolayısıyla sorun, kadının çalışmasından çok, erkeğe muhtaçlık hissetmeyecek şekilde kendi ekonomik bağımsızlığını elde etmesi, buna karşın evde iş bölümü yapma konusunda geleneksel algıdan vazgeçilememesinde yatmaktadır.

Read more