Bir Çift Muhabbet Kuşu

Yasemin Kapusuz yazdı…

On iki yaşındaydım. Babam bir gün elinde bir kafes ve iki kuşla gelmişti eve. Öğretmen arkadaşı hediye etmiş. Bir çift muhabbet kuşu. Bunların bakımı size âit, dedi.

Annem, sobalı evde dört çocukla bu kuşlara nasıl bakacağız!.. dedi ama… Ayrıca dört çocuk değil; bütün mahalle birlikte yaşıyorduk o yıllarda sanki. Sanırım annem de ev değil, han mübarek! diye iyice kanıksadığından olsa gerek varsın bi de kuşlarımız olsun, demiştir. Çünkü bilirsiniz işte, anneler hem söylenir hem severler.

Read more

Meğer

 Yasemin Kapusuz yazdı…   

Bazı sözcükler anlamsızmış. Cümleye hiçbir anlam katmazmış öyle sözcükler! Sözcükler ki bir bakışın yerini tutamayacak marifet fedaileri… Bazıları da kendinden öncekinin anlamını tamamen değiştirirmiş. Ama demişsen mesela, lakin veya fakat da olabilir ki cümlenin anlamı değişirmiş tamamen. Yeniden çay koyarmışsın anlamı hissetmek için.

Read more

Sen, Sahici Misin Bebeğim?

Yasemin Kapusuz yazdı…

barbie.jpg

Sana hiç hâlini hatırını soran oldu mı şimdiye kadar Barbi Bebek? Halin nicedir? Seni pek yakından tanımıyorum. Oğullarım da biImiyor seni. Eğer seni bilselerdi, sana, “Mutlu ol, mutlu oI, taam mı” derler miydi? “Seni bi sevcem, sevcem” deyip öpüp koklarlar mıydı? Kızım var benim, cennet bebeği. O da tanımadı seni. Sahi Barbi! Sen cenneti bilir misin? Sana samimi, sımsıcak, cennet evIerden, mutIu masallar, yaşanmış hikayeler anlatmak isterim. Dinler misin beni?

Benim yüzlerce bebeğim oldu, biliyor musun? Tanıştın mı onlarla? Kırmızı püsküllü, sarı püsküllü, şişman, uzun, kambur… Anne, baba, nine, teyze olabiIen mısır bebeklerim. Ayrıca onlarla kardeş, arkadaş olan, yastıktan, minderden, seccadeden yapılma bez bebekler… Kâğıtlardan, mukavvadan, ağaçtan yapılma kukla bebekler…

Read more

Kuyu’dan

Yasemin Kapusuz yazdı…

kuyu.jpg

Kuyudaydım. Biliyordu. Biraz sonra gelip alnımdan öpecekti. Kanadından yaralı bir serçe gibiydim. Hissediyordu. Kuyu’dan gökyüzüne kanatlanılmazdı. Öyle güçsüzdü ki bacaklarım.

Alnımdan öptü. Sağ ayağımın baş parmağına bir muhabbet kuşu kondu. Parmağımı hafifçe gagalıyordu ki alnımdan bir kez daha öptü. Titriyordum.  Başım kalabalıktı. İç havale, diyorlardı. İflah olmaz, ateşi çok yüksek olduğu için üşüdüğünü zannediyor, diyorlardı. İniltiler eşliğinde, örtün beni, örtün, diyordum. Sakın ola, sakın ha sakın üstünü örtmeyin, diyorlardı. Herkesi ve her şeyi bir anda bırakıp gidesim vardı. Olmuyordu. Ölmüyordum.

Read more

Yasemin Çiçeği’nin Su Damlası’na Hediyesi      

Yasemin Kapusuz yazdı…

karanlık

Her yer karanlık, kapkaranlık. Gece gündüz karanlık. Güneş yok. Koyu, kasvetli bir karanlık, sadece. Yıldızlar aydınlatmıyor, gülümsemiyor… Gülümsemenin ne olduğunu bilmiyor varlıklar bu gezegende. İnsana benzeyen varlıklar da var. Hepsi aynı. Ağaç, çiçek, böcek, yiyecek, içecek arıyor gözleri… Her şey  siyah. Bir siyahlıktır gidiyor. İnsanlar siyah, ağaçlar kuru, çiçekler renksiz. Ve hepsi aynı. Yiyecekler aynı. Böcekler de… Boyları dahi aynı. Hepsinden karası, sevgileri de kapkara. Menfaat karası. Tekdüze bir sevgi işte. Tekdüze, karabasan bir sevgi, daraltan, bunaltan… 

                                          Read more