SIRBİSTAN/BELGRAD İzlenimleri-I

Mustafa Everdi Sırbistan/Belgrad Hattını Yazdı…

mustafa-everdi

Ankara’dan İstanbul’a

Uzun bir gün olacak, diye başlamalıyım yazıya. Nasıl derseniz? İşte onu anlatayım. Dış ülkelere uçaklar büyük çoğunlukla İstanbul’dan kalkar. Ankaralılar İstanbul’a ulaşmalılar bir şekilde. Bağlantılı uçuşlar bir-iki saat tehir ihtimali ile bilet ayarlamakla mümkün. Ben geziden bağımsız bilet alınca biraz daha abartıp 4-5 saat aralık bıraktım. Bu emniyet Yeşilköy Havaalanında vakit öldürmeyi göze almayı gerektirir.

Ankara’da evden 21.30’da çıkıyoruz. Esenboğa’dayız. 23.10 hareket saati uçağın. Sabah da 7.20 uçağı ile Belgrad’a uçacağız. Geceleme havaalanında.

sc4b1rbistan-1-e1541420977623.jpg
Belgrad Havaalanı

Read more

Rüya…

fft99_mf5479076

Neyse uyudum. Rüyamda bir kilisede vaazediyorum. Cennet, ceza, iyilik, fedakarlık, kısaca bildiğiniz şeyler. Dinleyiciler esnemeye başlayınca uzattığımı farkettim, hemen müziğe döndüm. Orgçumuz bir meyhanede çalan dini çok eksik biriydi ama o sadece görevini yaptığı için “böyle bir adamın burada ne iş var” demek yersizdi.

Eve gittim. Babama “Baba biz niye katolik olduk” dedim, “Eskiden buralar hep katolikti yavrum. Biz de mecburen katolik olduk” dedi. “Peki Ortodokslara niye düşmanız” dedim, “o da dededen babadan kalma” dedi. “Keşke o zaman protestanlık olsaydı da, protestan olaydık”, deyip bir ah çektim.

Read more

Nerden Nereye!..

kopru-033-1

Okunacak bir sürü kitap var. Ne yapacağımı bilmiyorum. Her biri ayrı bir şey söylüyor: “Ben daha önemliyim bak; önce beni önce beni…” Bu arada dünya dönüyor tabii. Hepimiz hepimize, herkes herkese, devlet devlete, millet millete, aşık maşuğuna, maşuk aşığına numara çekip duruyor. Kalbim bana, ben dilime, dilim kelimelerime, kelimelerim hayallerime, hayallerim hayatıma….

Velhasıl ben mi fırıldak oldum, biz mi fırıldak olduk, biz fırıldak mı olduk, yoksa hepimizi kasnağında evirip çeviren kocaman bir fırıldağın çeperlerine yapışmış bağımsız olduğunu zanneden sesler olarak” Heeey bir baksana, orada ben var mıyım”, “Oyalanmayın, çabuk olun, beni bulup getirin, derhal” diye ünlemekten tükenmiş ses kadavraları mı olduk?

Al beni incele, görmüyor musun senin için öldüm ben” … Oh bee, okunacak bir sürü kitabı okumuş gibi oldum. Gün bitti, çok şükür. Ömür, sen de biteceksin bir sürü kitabın bittiği gibi!!! Arkandan gözyaşı döken namerttir.

Erdal ÇAKIR