Muğla’nın Türkleri

Zeki Önsöz yazdı…

Son yıllarda iktidarı elinde tutan politikacılar konuşmalarında ısrarla Türk vatandaşlarını “Arap, Çerkez, Arnavut, Boşnak, Kürt …” gibi etnik gruplara ayırarak sayıyor ve Türk’ten de bir etnik grup olarak bahsediyor.   

Bu kafa karışıklığı yaratan etnik sıralama karşısında şu soruları sormalıyız. Türk kime denir? Vatanımızda Türkler etnik bir grup mu? Türklük ülkemizde nasıl oluştu? Vatanımızda birlik nasıl sağlanır?

Muğla Yılanlı Yaylası Yörük Türkmen Şenliği

Türk sözünün birinci anlamı: “Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan kimse.” Demektir.

İkinci anlamı da: “Anayurdu Orta Asya olan, buradan çeşitli yönlere yayılarak büyük devletler kuran, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan millet ve bu milletten olan kimse.” (1)

Read more

Yeşil’in Anlattıkları

Zeki Önsöz yazdı…

“1419 tarihinde yapılan Yeşil Camii, Türk mimarlık sanatının şaheserlerinden biri olup, yüzyıllar üzerinden bize anlattıklarıyla da önemli bir eserdir.” 

1402’de Ankara Meydan Savaşında Timur’un Osmanlı Ordusunu kesin şekilde yenmesi bütün Türk tarihi çapında bir felâket oldu. Türkiye; sultanını, seçkin birliklerini, hazinesini,  arşivini, Anadolu birliğini, Rumeli topraklarının bir kısmını kaybetti. Yıldırım Bayezid’in oğulları arasındaki taht kavgaları iktidar mücadelesi olarak yıllarca sürdü. Timur istilası, Karamanoğlu, Aydınoğlu ve diğer beyliklerin isyanları, Şeyh Bedrettin gailesi ile şehirler yakılıp yıkıldı; vatanda dirlik kalmadı. Fetret (kargaşa) diye adlandırılan bu dönemin sonunda 1413’de Osmanlı tahtına Çelebi Sultan Mehmet çıktı; isyanlar bastırıldı. İnsanların ne yapacaklarını bilemediği, inanç, umut, güven ve iktisadi zenginliği kaybettikleri bir süreçten sonra düzen yeniden tesis edildi;  devlet âdeta ikinci defa kuruldu.

Read more

Portekiz, Avrupa’nın Denizci Ülkesi

Zeki Önsöz yazdı…

405332_10150515009506404_1031679276_n

Yolun sağında ve solunda, ekili-dikili araziler, narenciye bahçeleri ve şişe mantarı elde edilen meşe ağaçlarını görüyoruz. Yüksek bacaları ile beyaz badanalı evler dikkatimizi çekiyor. Burası Portekiz’in Algarve bölgesidir.

Alentejo

401415_10150515018981404_1641841229_n

Portekiz, 92.345 km2 yüzölçümü ve 10 milyon 608 bin nüfusu ile Avrupa’nın güneybatı ucunda yer almaktadır. Bu ülke, 711-1249 yılları arasında Mağripli Müslümanların hâkimiyetinde kaldı. 1385’de Kastilya ile yapılan savaşla İspanya’ya karşı bağımsızlığını kazandı. Keşiflerden sonra, 15. ve 16. yüzyıllarda sömürge imparatorluğuna dönüştü. 20. Yüzyılda sömürgelerini kaybetti. Ülke fakirleşti. 1949’da Nato’ya, 1986’da Avrupa Birliği’ne girdi. Ülkenin en büyük kenti Lizbon, merkezde 650 bin, banliyöleri ile birlikte 2,6 milyon nüfus barındırıyor. Portekiz’de fert başına düşen gayrisâfi millî hâsıla 18.950 Dolar.(Kaynak; Der Fischer Weltalmanach 2010)

Read more

Saklıkent-Fethiye-Kayaköy-Göcek Yazısı

Zeki Önsöz yazdı…

Dün, Muğla il sınırları içinde bir gezi yaptık. Yaklaşık olarak 1500 km uzunluğu ile Türkiye’nin en uzun sahil şeridine sahip olan Muğla’nın birbirinden güzel kıyı kentlerini ve harika doğa manzaralarını gördük. Bodrum’dan çıkıp, Milas, Muğla, Ula’dan sonra Sakar Geçidi’nden bir yeryüzü cenneti olan Gökova’ya indik. Köyceğiz,Ortaca, Dalaman üzerinden Fethiye ve Saklıkent’e ulaştık.

Saklıkent

Read more

Tanios Kayası

Zeki Önsöz yazdı…

Günümüz yabancı yazarlarından Amin Maalouf’un Ölümcül Kimlikler, Çivisi Çıkmış Dünya, Doğu’nun Limanları ve özellikle tarihle ilgili olan Semerkant, Afrikalı Leo, Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri ve Tanios Kayası gibi kitaplarını ilgiyle okudum.

Bu yazımda anlatmak istediğim Tanios Kayası(1) bizi 19.yüzyıl başındaki Ortadoğu Osmanlı coğrafyasına götürüyor. Öykü, yazarın da geldiği Cebel- Lübnan denilen Akdeniz’den uzakta, Şam’ın hemen batısında uzanan dağlık bölgede Kfaryabda adlı Hıristiyan Arapların yaşadığı köyde geçiyor. Derebeyi Francis, kâhyası Gerios’un karısı güzel Lamia’ya göz koyuyor. Bu yasak ilişkiden Tanios adı verilen bir çocuk dünyaya geliyor. Ön planda bu sadakatsizlik serüveni ile dağ insanları Hıristiyan Mârûni Araplar ve onların komşuları Müslüman Dürzîler anlatılırken, arka planda gelişen, dış siyasi olaylar bölgeyi ve roman kahramanlarının hayatını tümüyle değiştiriyor.

Read more

Dost

Zeki Önsöz yazdı…

sahillll.jpg

Sabahın erken saatinde sahilde yürüyüş yapıyordum. Deniz sâkin, gökyüzü masmavi ve güneşliydi. Temiz deniz havasını içime çekerek eve dönerken, kıyıya yakın, deniz üzerinde çığlık çığlığa dönüp duran bir sürü martı gördüm.  Bir olağanüstülük olduğunu anladım. Çünkü martıların böyle yüzlercesinin bir araya gelip, ortalığı velveleye verdiğine hiç şahit olmamıştım. Etrafa bakınca bir martının denizin üstünde hareketsiz durduğunu fark ettim. Martı uçmak için hamle yapıyor, fakat uçamıyordu. Martı sürüsü, onun üzerinde uçuşuyor ve bağrışıyordu.

Bu sırada yakındaki tatil köyünden iki erkeğin denize doğru koştuklarını gördüm. Birisi martıya doğru yüzmeye başladı. Sahilde kalan arkadaşının anlattığına göre; martı denizdeki bir balıkçı ağına dolanmış, bu yüzden uçamıyormuş. Martılar, âdetâ uçamayan arkadaşlarının kurtarılması için insanların dikkatini çekmek istemişler ve başarmışlardı.

Read more

İbn-i Battuta Anadolu’da Ne Gördü?

Zeki Önsöz yazdı…

ibn battuta.jpgİbn-i Battuta 14.yüzyılda Anadolu’yu gezip, ünlü seyahatnâmesinde ülkemizin o yıllardaki yaşayışı hakkında değerli bilgiler veren,  önemli bir gezgindir.

İbn-i Battuta, 1304’de  Tanca’da(Fas) doğmuş, Mısır, Suriye, Arap Yarımadası, Irak, İran, Doğu Afrika, Anadolu, Kuzey Türk illeri, Orta Asya, Hindistan, Çin, Endülüs ve Sudan gibi ülkeleri içine alan gezilerini yapmıştır.

Çeyrek yüzyıl süren bu gezilerde gördüğü ülkelerin ileri gelenlerini, âdetlerini, törelerini, yaşayışlarını, yediklerini, içtiklerini, hükümdarların mücadele ve savaşlarını, dini makamları, dini kuruluşları bütün incelikleriyle öğrenmeye çalışmış ve bunları anlatmıştır.

1369 yılında vefat eden Battuta’nın seyahatnâmesi Türkçeye daha önceki yıllarda ve son olarak 2004’de çevrilmekle beraber, 1971’de, Bin Temel Eser serisinde “İbn-i Batuta Seyahatnâmesi’nden Seçmeler” adı altında yayınlanmıştır. İsmet Parmaksızoğlu’nun hazırladığı bu eserde İbn-i Battuta’nın  Anadolu, Kuzey Türk illeri ve Güneydoğu Anadolu gezileri yer almaktadır.

Read more