Cinayet, Katil, Sanatçı…

Sabriye Cemboluk yazdı…

07.09.2019 Cumartesi günü üniversiteyi yeni bitirip mühendis olmuş, henüz işe girip evine bir ekmek bile götürememiş, 23 yaşında pırıl pırıl bir genç bıçaklanarak öldürüldü. Neden ölmüş veya öldürülmüş? İki maganda durakta kendi hallerinde araç bekleyen gençlerden para istemişler. Onlar da vermemişler. Muhtemel kendilerinde de yoktur. İki maganda ellerindeki kesici aletlerle gençlere saldırmışlar. Biri çok şükür ağır yaralı olsa da yaşıyor. Ama birini kaybettik. Şimdi ne diyeceğiz buna? Buz gibi cinayet. Katilleri şu veya bu sebebe dayandırarak hoş mu göreceğiz? Diyelim ki onlar çok iyi ressamdır, müzisyendir, yazar veya yönetmendir oyuncudur. Hatta sizin tuttuğunuz futbol takımını tutup, muhtemelen sizin oy verdiğiniz partiye oy veriyorlardır. Belki de ana babalarının arkası sağlamdır. Ufak tefek cezalarla kurtulacaklar. Belki de birilerinin yardımı ile yurt dışına kapağı atacaklar…

Read more

Kitap Seçmek ve Okumak

Hasan Aydın yazdı…

İnsanın kendi eylemleri üzerinde refleksif bir düşünüşe girmesi hiç de kolay değil. Nasıl kitap seçer ve nasıl okurum? Aslını sorarsanız, bir okuyucum bu soruyu yöneltene değin hiç üzerinde düşünmemiştim. Ben mutlaka haftada bir gün değişik kitapçılara uğrar, kitaplar arasında uzunca vakit geçirir ve bundan büyük mutluluk duyarım. Eğer büyük şehre (Ankara, İstanbul vb.) gitmişsem zamanımın bir bölümünü mutlaka kitapçılara ayırırım. Bu arada kütüphane içerisinde kitap kokusu arasında dolaşmak, onlara dokunmak, usulca açmak ve hızlı bir incelemeyle satır aralarına uzanmak bir ritüel zevki verir bana. Kitap seçerken, benim için öncelik sırası her zaman klasikler olmuştur. Eğer Doğu ve Batı dillerinden klasik bir felsefe ya da bilim metni çevrilmişse, mutlaka onu alırım. Bu ilgiyle ilgili bir durum. Ancak Türkçesini bulduğum klasiklerin aslına ulaşmak da benim için çok önemlidir. Bunun dışında seçimimde, zihnimde tartıştığım, sorunsal edindiğim konularla ilgi kitaplar da öncelikli bir yer edinir. Bu bağlamda, yaşamımda mitoloji okumaya ayrılmış 1 yılın, Tanzimat sonrası Türk tarihine ayrılmış 2 yılın, bilim ve felsefe tarihine ayrılmış uzun bir zaman diliminin olduğunu söyleyebilirim. Benim kitap seçerken diğer bir takıntım(?) bir düşünürü okumaya karar vermişsem, onun her çıkan kitabını hiç düşünmeden almak ve okumak. Tabi, bir akademisyen olarak çalışma alanımla ilgili hemen tüm kitapları alıp okumaya çalışmak da seçimi gerektirmeyecek değin önemli bir etkinlik benim için.

Read more

Ayarlarımızla Oynanmış Bizim

Güngör Gökdağ yazdı…

Biz eskiden dosdoğru insanlar idik. Yedi düvel insanlığımıza ve yaşamımıza hayran idi. Ne oldu ise değiştik zaman içerisinde.

İnandığımız değerleri benimsemez, günah bildiklerimizden çekinmez olduk. Anlam duygusunu yitirdik, niye yaşadığımızı unuttuk. Dağdaki aç kurtları, havada uçan kuşları besliyor iken günümüzde komşumuzun ahvâlini sormaz olduk. Hayvanları bile severken, bugün insanları sevmez olduk.

“Komşusu açken tok yatan bizden değildir” anlayışından, bizden olmayanı, bizim gibi düşünmeyeni düşman bilir olduk.

Kutsal kitabımız; “hiç akletmez misiniz?” derken, akledip, sorgulama yapanı hâinlikle suçlar, dışlar olduk. Farklılıkları habire törpüledik, yozluğun nirvanasını gördük.

Makam-mevki, mal-mülk, dünya hırsı ruhumuzu sarmış, yüce yaratıcıyla içten bir iletişim kuramaz olduk.

Read more

Muğla’nın Türkleri

Zeki Önsöz yazdı…

Son yıllarda iktidarı elinde tutan politikacılar konuşmalarında ısrarla Türk vatandaşlarını “Arap, Çerkez, Arnavut, Boşnak, Kürt …” gibi etnik gruplara ayırarak sayıyor ve Türk’ten de bir etnik grup olarak bahsediyor.   

Bu kafa karışıklığı yaratan etnik sıralama karşısında şu soruları sormalıyız. Türk kime denir? Vatanımızda Türkler etnik bir grup mu? Türklük ülkemizde nasıl oluştu? Vatanımızda birlik nasıl sağlanır?

Muğla Yılanlı Yaylası Yörük Türkmen Şenliği

Türk sözünün birinci anlamı: “Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan kimse.” Demektir.

İkinci anlamı da: “Anayurdu Orta Asya olan, buradan çeşitli yönlere yayılarak büyük devletler kuran, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan millet ve bu milletten olan kimse.” (1)

Read more

Tokat’a Gitmek Gerek

Bilal Kemikli yazdı…

Tokat‘a gitmek gerek” diyor Mevlana, sonra ekliyor: “Çünkü Tokat’ta iklim ve insanlar mutedildir.” Asırlar önce söylenen bu söz, her halde şimdi de manasını koruyor olmalı; iklimi de insanı da mutedil. Ne aşırı sıcak, ne aşırı soğuk: Orta yol. İnsanlarını pek tanıdığım söylenemez; ama görüştüğüm eşraftan insanlar mütevazı, dengeli ve kanaatkâr: Vasat ümmet.

Bereketli, ılıman bir şehir! Sokakta dolaşırken, esnafa uğrarken, ilim ve sanat erbabı zevatla konuşurken hep o “ılımanlığı” müşahede ediyorsunuz.  Bu iklimde nice zevat yetişmiş, ilim ve irfan hayatımızın yıldızları olarak tarihe geçmiştir.

Read more

Ömer Muhtar, Çöl Aslanı

Muaz Ergü yazdı…

Ömer Muhtar…

Bazen, kalemi ele alıp biri hakkında bir şeyler yazmak istediğinizde, Onu anlatma gereksinimi duyduğunuzda kafanızın içinde sorular dolanıverir. Acaba nasıl anlatabilirim? Gerçekten anlatabilir miyim? Unuttuğum, boşlukta kalan şeyler olur mu?… Aslında zihninizde, muhayyilenizde sözler, Onunla ilgili anekdotlar uçuşup durur. Kopuk parçaları bir araya getirmek zorlar sizi. Hele yazacağınız, anlatacağınız kişi hayat denen oyunu en zirvelerde tamamlayanlardansa. Adı zaman ve mekânı aşarak hâlâ bütün diriliğiyle var oluyorsa. Korkarsınız onu yazmaya, anlatmaya. Onun hatırasını gerçekten layıkıyla yâd edebilir miyim? diye düşünürsünüz. Zirvede yaşanmış hayatları kelimelere hapsetmek korkusu… İşte Ömer Muhtar’ı yazmak için oturduğumda bu duygu ve düşünce deryasına dalmış oldum. Ve gerçekten ürperdim Onun yaşadığı o derin, yüce, tarifsiz iklimin ne kadar uzağına düştüğümüzü fark ettikçe. O sade hayatların içinde yükselen muhteşem tutkuyu hissettikçe… Ve bugün hapsolduğumuz mekanik düzeneğin içinde kaybolduğumuzu bile bilemedikçe…

Read more

J’accuse: Dreyfus Olayı ve Feminizm

Alaattin Diker pazar sohbetinde Venedik Film Festivali’nin bu yılki galibi “J’Accuse!” filmi üzerinden Dreyfus Olayı ve feminizmi anlattı.

Venedik Film Festivali‘nin bu yılki galibi “J’Accuse!” filmi oldu. Tartışmalı yönetmen Roman Polanski, jüri özel ödülünü aldı. Biz, bu yazıda, yönetmenin ahlaki zaafları üzerinde durmayacağız. Olay zaten yargıya yansımış bulunuyor.

“J’accuse!” filmi Robert Harris‘in “Subay ve Casus” adlı romanından yola çıkarak tarihi Dreyfus Davası‘nı anlatıyor. 1895 yılında Almanya adına casusluk etmekten ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Fransız ordusunda görevli bir subayın öyküsü işleniyor. Alfred Dreyfus‘un suçsuz olduğu anlaşılmasına rağmen ilgili bakanlar kararı revize etmek istemiyorlar. Zira bu askeri yargı için utanç verici bir durum olurdu! Üstelik Dreyfus bir yahudi idi…

Read more