Berlin’de Fotoğraf Sergisi: Brave New Turkey

Alaattin Diker yazdı…

Norman-Behrendt-profile-update
Norman Behrendt

Fotoğraf sanatçısı Norman Behrendt’in Almanya’nın birçok şehrinde açtığı sergiler üzerinden ülkemizdeki yapılaşmayı yorumlamaya gayret edeceğiz. Behrend birkaç yıldır ülkemizi ziyaret edip yeni yapılan camileri resimliyor ve açtığı sergilerle bizlere halihazırdaki vaziyeti toplu bir şekilde sunuyor. Türkiye en ufak yerleşim biriminden en büyük şehrine kadar adeta bir şantiyeyi andırıyor. Tek katlı evlerden gökdelenlere, apartmanlardan rezidanslara baş döndürücü bir hızla toprağın üzerine betonlar dikiliyor. Alman fotoğrafçı belki de çoğumuzun dikkatini bile çekmeyen bir noktaya bakışlarımızı yöneltiyor. Yeni inşa edilen camilere… Cami yapılsın mı yapılmasın mı çok tartışıyoruz ama inşa edilen camilerin neye benzediğini, dışarıdan nasıl gözüktüğünü, yeni mimariyle uyumlu olup olmadığını, ne kadar estetik olduğunu ya da olmadığını ne yazık ki hiç dile getirmiyoruz.

Devamını oku

Bir Embriyodan İyi Vatandaş Yaratmak

Taylan Kara yazdı…

1966’da İsrailli psikolog Georges Tamarin yaşları 8 ile 14 arasında değişen 1066 çocuğa Tevrat’taki Yeşu 6.ayetteki Eriha Savaşı’nın öyküsünü anlattı.

“Yeşu, halkına Tanrı, Eriha’ya girmelerine izin verdiği için sevinmelerini söyler. Kadın erkek, genç yaşlı, küçük ve büyük baş hayvanlardan eşeklere dek, kentte ne kadar canlı varsa hepsini kılıçtan geçirip yok ettiler. (…) Sonra kenti içindekilerle birlikte ateşe verdiler. Ancak altını ve gümüşü, tunç ve demir eşyayı RAB’bin Tapınağı’nın hazinesine koydular.”

Devamını oku

Kapının Önündeki Çizme!

Sinan Terzi yazdı…

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde milli geliri yüksek bir ülkede dinine diyanetine düşkün,vatanına milletine âşık bir genç bey yaşarmış. Kalbur saman içinde değilmiş belki ama hali vakti yerinde imiş. Atadan dededen kalma hanlar hamamlar haldır huldur çalışır, kira gelirlerini katırlar, öküz arabaları zor taşırmış.

Devamını oku

Yok Aslında Kimsenin Kimseden Farkı!…

Muaz Ergü yazdı…

Taksim TörenlerModeren Türkiye’ye resmi törenlerin, bürokratik şölenlerin, zorlama anmaların, zoraki eğlenmelerin, koro halinde ağlamaların memleketi desek sanırım mübalağa etmemiş oluruz. Deliye her gün bayram hesabı coşkuyla kutlayacağımız, avuçlarımız patlarcasına alkışlayacağımız, itinayla kendimizden geçeceğimiz, törenlerle ve şölenlerle anacağımız bir sürü günümüz ve gecemiz var.

Aynı zamanda bütün ulus olarak tekmili birden üzüleceğimiz ölüm yıldönümlerimiz de… Ağla komutuna dokunulunca ağlayacağımız nice sebepler… Gül düğmesine basılınca yanaklarımızda açılıveren tebessüm goncaları… Sezen Aksu’nun “azıcık alttan azıcık üstten/hobbidi hobbidi hoplatalım” diyen ‘Çakkıdı’ şarkısı ruh halimizi ele veriyor. Ağlama nöbetlerimizi birden kahkahalarımız bölüyor. Kahkahalarımız gözyaşlarımızı, gözyaşlarımız sevinçlerimizi yalanlayıp duruyor biteviye. Birilerini görmek, birilerine görünmek için içine düştüğümüz sevinç ve üzüntü nöbetleri… Sevincimizi de hüznümüze gölgeleyen sahtelikler, sahtekârlıklar…

Devamını oku

Sırbistan-Belgrad İzlenimleri  II

Mustafa Everdi yazdı…

Paşa Paşa Gezelim

Manzarayı görünce paşa gibi hissettim kendimi. Zeki Müren paşası değil elbette, Osmanlı Paşası. Damatlar tarihimizde önemli yer tutuyor. Kız vermiyoruz sadece, ülkenin kaderini de teslim ediyoruz ellerine. Damat Ali Paşa, sonunda evliya da olmuş, Belgrad’ın din yoksulu komünist döneminde. Herkes inanacak bir kutsal bulamayınca hurafelere sarılır. Belgrad’ın dindarları da paşanın türbesine koşmuşlar aziz diye.

TİKA restore etmiş bu bilinçle. Devletimizi Sırbistan’da Türkiye’den daha âlicenap gördüm ve iftihar ettim tabii.

1Geniş parkları gezerken hasetlik de gelip buldu beni.  Belediyelerimizin yeşile şaşı bakan icraatları daha bir göze batıyor, Avrupa’yı gezince. Ordu Belediyesi gibi sözleşmelere Tayland’a gezi şartı koyacak iktidar yok ki uhdemde. Tayland’a kadar gitmen gerekmez, Belgrad’a gel yeter diyeyim, belediye başkanlarına.

Devamını oku