SIRBİSTAN/BELGRAD İzlenimleri-I

Mustafa Everdi Sırbistan/Belgrad Hattını Yazdı…

mustafa-everdi

Ankara’dan İstanbul’a

Uzun bir gün olacak, diye başlamalıyım yazıya. Nasıl derseniz? İşte onu anlatayım. Dış ülkelere uçaklar büyük çoğunlukla İstanbul’dan kalkar. Ankaralılar İstanbul’a ulaşmalılar bir şekilde. Bağlantılı uçuşlar bir-iki saat tehir ihtimali ile bilet ayarlamakla mümkün. Ben geziden bağımsız bilet alınca biraz daha abartıp 4-5 saat aralık bıraktım. Bu emniyet Yeşilköy Havaalanında vakit öldürmeyi göze almayı gerektirir.

Ankara’da evden 21.30’da çıkıyoruz. Esenboğa’dayız. 23.10 hareket saati uçağın. Sabah da 7.20 uçağı ile Belgrad’a uçacağız. Geceleme havaalanında.

sc4b1rbistan-1-e1541420977623.jpg
Belgrad Havaalanı

Devamını oku

Deizm ve Ateizm Tartışmasının Arkeolojisi

45266165_584831438629510_3811504147706937344_n (1)
Prof. Dr. Aliye Çınar Köysüren

Modern Türkiye`nin temelleri inşa edilirken, din ve dine dair kurum ve oluşumlar paranteze alınmıştı. Sorunlar da şimdilerde paketlenmiş halde kaldırılan bu parantezden sökün etti. Kültürü besleyen ana damar din, kuşkusuz kurutulamazdı. Bastırıldıkça, engellendikçe, `sistem dışı dindarlık` kök verdi. Ancak bu illegal oluşumların yavaş yavaş sekülerlesmeyi beslediği gerçeği gözden kaçırıldı. İntisap edenleri tatmin etmeyen, dine mesafeli olanları iyice uzaklaştıran `sahte dindar kimlikler` çoğaldı. Bu dönemeçte iki tartışma belirdi: Acaba asla dönüş olarak muhafazakârlaşıyor muyuz; yoksa sekülerleşerek gençler Deizme mi yöneliyor?

Türkiye’nin muhafazakârlaştığı veya dindarlaştığı söylemi oldukça yüzeysel ve tepkisel bir reflekstir. İşin aslı, nasıl ki modernleşmemiz sekülerleşme trendi üzerinden bir tür Kemalizm söylemine evrildiyse, Osmanlı toplumsal yapısının geleneksel örgüsü önce İslâmcılık -modernleşmeye bir tür tepki reaksiyon- olarak formüle edildi; şimdilerde ise bu damarın, geçirdiği değişim ve evrimlerle bir tür muhafazakârlık söylemine dönüştüğünü ifade edebiliriz.

Devamını oku

Dantel Yazı-II & Buda ve Budala

Alaattin DİKER’den Şehir Yazılarına Devam. Viyana Şehrengizi

thumbnail_1.jpg
Kahlenberg Tepesi

Viyana’ya yolu düşen her yabancı mutlaka Kahlenberg Tepesi’ne çıkar; ve oradan aşağıdaki şehri izler. Tuna boyunca uzanan şehir ayaklar altındadır. Ve Kara Mustafa Paşa’nın niçin bu tepede otağ kurduğunu hemen anlar. Bu gözlem Doğulu seyyah için tören, Batılı gezgin için ayin hükmündedir. Çünkü Viyana Avrupa’nın kalbidir. Doğu-Batı terazisinin ayağıdır. Osmanlı’nın erişebildiği son noktadır.

Turistler ekseriyetle Birinci Viyana’da kalarak; sarayları, müzeleri, sokakları gezerek ya da cafelerde dinlenerek şehrin tadını çıkarırlar. Şehirle akrabalık bağı kuran biri için o sayfalar geride kalmıştır artık. Hofburg Sarayı’nda Franz Joseph’in nerede banyo yaptığı veya Sissy’nin yaşam odası onu ırgalamaz. ‘Öğle yemeğimi Julius Meinl’de yedim’ öykünmesi eski bir masaldır. Türke geçit vermeyen surlar ne zaman yıkılmış, Ring Strasse olarak anılan bulvara nasıl dönüşmüş, o geniş caddenin iki yakasını donatan Meclis, Opera, Belediye, Üniversite binalarını kim inşa etmiş soruları aklını kurcalayabilir ancak.

Devamını oku

(İ) Rahmet Yolları Kesti *

Servet KIZILAY’dan…

kaos_teorisi-960x600.jpegSıcak… Sımsıcak kelimelerin nâr-ı azabı geçiyor dudaklarımızdan. İstasyonlarda kalmış bir denk gibi duruyoruz dünya denen köşede. Cümlemiz, gittiğini sanıyor hiç akmayan sularda. Cümlemiz, söylüyor gurbetin artık olmadığını. Kimdir yollarda kalan, yollarla kalan? Dönmesi beklenilen kimdir, –i- rahmet yolları kesmeseydi eğer?…

Devamını oku

Kir Teorisi

maxresdefault

                                                                        “Bu açgözlülük ve para hırsı ortamında, bir tek  insanca  duygu ya da görüşün lekelenmeden kalması olanaksızdır.”

Karl Marks

Kültürde, sanatta, edebiyatta, siyasette topyekun bir kirlenmişliğin, seviyesizliğin, cahilliğin egemenliği söz konusu. Bir tezgahla karşı karşıyayız… Sığlığın, banalliğin, ruhsuzluğun, menfaatin pazarlandığı bir tezgah… Tabiri caizse insana dair bütün duyguların, güzelliklerin kirlendiği, ruhun yağmalandığı bir yerdeyiz. Siyasetçilerin siyasetçi olmadığı, iktisatçıların ekonomi cahili olduğu, akademisyenlerin bilimden başka herşeyin kurşun askeri olduğu, romancıların roman yazmayı bilmediği, eleştirmenlerin yağdanlığa dönüştüğü, yalnızca alkışın seda bulduğu bir yer…

Devamını oku

Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün’le Söyleşimiz

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelam Ana Bilim Dalı Başkanı ve Fakülte Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün Bey’le Zamanın İzinde söyleştik. Dünün ve bugünün kavramsal duraklarına uğradık. Düşüncenin çoraklaştığı, akademyanın sessizliğe gömüldüğü bu günlerde Şaban Ali Bey birikimiyle, tartışma kültürüyle, sakinliğiyle, Doğu ve Batı kültürüne hâkimiyetin verdiği özgüvenle ve üslubuyla bizi umutlandırıyor. Kendisine teşekkür ediyoruz.

saban_ali_duzgun_peygamberin_bir_silahi_vardi_1423160993_5423Zor bir dünyada yaşıyoruz. Bütün dünyadaki ekonomik, sosyal, ahlaki, kültürel alanlardaki problemlerin yanında İslam Dünyasının kendine özgü sıkıntıları, çatışmaları ayrıca Müslümanların sıkıntılarını daha da arttırıyor. İslam Coğrafyası büyük bir şiddet sarmalıyla çevrilmiş durumda. Coğrafya kan, acı ve gözyaşından ibaret sanki. Kelime anlamı barış ve esenlik olan İslam’ın müntesipleri ne yazık ki kendi hayatlarında bir türlü barış, esenlik ve istikrarı yakalamıyor. Cihat adı altında Müslümanlar birbirlerini öldürüyor. İslam Coğrafyası eli kanlı örgütlerin sahne aldığı bir arena gibi. IŞİD, El Kaide, Taliban, Boko Haram… Nedir Cihat? Cihadı saydığımız örgütlerin anladığı gibi mi anlamalıyız?
Devamını oku

Dijital Çağda Öğretmen Olmak

business-plan.png

Yıllardır iyi öğretmen yetiştirme konusunda çeşitli düzey ve içeriklerde çalışmalar, paneller, programlar yapılmaktadır. Aslında iyi öğretmenin nasıl olması gerektiği konusunda hemen herkesin üzerinde anlaşabileceği ortak noktalar var. Bunların bir kısmı artık harcı alem özellikler;  mesleğini sevmek, yeniliklere açık olmak, öğrenciyle empati kurabilmek, sabırlı ve anlayışlı olmak,  alanına hakim olmak, bilgiyi aktarma becerisine sahip olmak, güncel gelişmelerden haberdar olmak… Bu listeye aklınıza gelen bütün iyi nitelikleri ekleyebilirsiniz. Sorun bu formatta, kapasite ve kalitede öğretmeni yetiştirmek; öğretmen adayı nasıl seçilecek, hangi müfredatla eğitilecek, mesleki/toplumsal hiyerarşide nerede yer alacak? Bu önemli bir nokta çünkü ülkemizde genel kanı, öğretmenlikle ilgili bölümleri tercih edenler göreceli olarak daha düşük puan alanlardır, amiyane tabirle hiçbir şey olamazsa bari öğretmen olsun anlayışı. Diğer mesleklerle karşılaştırıldığında öğretmenlerin ekonomik ve sosyal statü açısından basamağın daha alt kısmında yer aldıkları bilinmektedir.  Bu da “mesleği, bilerek ve isteyerek değil, mecburiyetten” seçmeye yöneltiyor.

Devamını oku

Kültür Endüstrisi, Rant Endüstrisi…

Adorno,  kapitalist dönemde bir fabrikasyon metaına dönüştürülen ve pazarlanan, bilincimizi iğfal etmeye matuf kültürü ve kültürel ortamı tanımlarken “Kültür Endüstrisi” diyordu. Ben aynı zamanda ‘Rant Endüstrisi’ diyorum… Vatan Millet, Din İman, Düşünce İdeoloji… Hepsi ranta tahvil edilmiş ve rantı kadar değeri var!…

fb_img_15409687234991.jpg
Bilumum Din Rantı…
14.jpg
Kabe Rantı
_jan7517_800x529_8b7cca80-7b85-4882-b5b3-7f35c24ba2ac
Osmanlı Endüstrisi, Tarih Rantı
%d blogcu bunu beğendi: