Jezabel’le Konuşmalar II- Kayıp Giden Zamir

Servet Kızılay yazdı…

1041630

Israrla “O” olmadığını,  Ben’im bunu anlamadığımı, söyleyip duruyorsun…

Anlattığım tüm şeylerin ‘Sen’inle alakası olmadığını sürüyorsun, öne; Her yerde, herkese karşı, övüne övüne… Keskin bir kılıç olmuş dilinle… Hatta yalnız başına kaldığında kendine bile. Ve ısrarla kaçıyorsun “O” olmaktan. Mesafeler koyuyorsun, kapanmayan yaralar gibi “O”nunla arana… Sanki mesafe ne kadar çoksa ve ne kadar uzunsa; “O” kadar büyüyeceksin, mesafeler gibi, uzadıkça… Sahi “O” olmadığına; Bütün gücünle yemin edip savunduğuna… Karanlıktan ta aydınlığa. Şahlanan ruhunun gururuyla;  gerçekten yoksa bir fısıltı “O”ndan sana. Nasıl emin olabilirsin, “O”nu kendinden kovduğuna…

Devamını oku

10 Kasım Artık Muhafazakarlar İçin De Anma Günü Olur Mu?

Kıymetli Dostumuz Hayati Esen’in iki yıl önce fikrikadim.com’da Doç. Dr. Vehbi Başer ile yaptığı söyleşiyi önemine binaen tekrar dikkatlere sunuyoruz.

maxresdefault
Doç. Dr. Vehbi Başer

Bugün 10 Kasım… 15 Temmuz darbe girişimiyle birlikte din ve devlet ilişkileri ciddi şekilde sorgulanır oldu. Mustafa Kemal’in ve onun arkadaşları Cumhuriyet kadrolarının haklı olduğu, laikliğin ne kadar önemli olduğuna dair konuşmalar yapıldı. Osmanlı’nın son zamanlarında din- devlet ilişkilerinden çok çekmiş bir neslin, laiklik ısrarında ne kadar isabetli davrandığı vurgulandı. 10 Kasım artık muhafazakârlar için de bir anma günü olur mu?

Muhafazakâr siyaset, pratikte 15 Temmuz ile içine düştüğü açmazdan çıkabilmek için “Cumhuriyet’in değerleri” ile bütünleşme yönünde bir pragmatizme evriliyor. Lakin bu evrilme sürecinin 15 Temmuz’da başladığını söylemek yanlış olur.

O zaman ne kadar geriye gitmeliyiz?

Yani abartıp “Dünya ateşten bir toptu.” diye her şeyin kökenine inmek iddiası da ;17-25 Aralık gibi bir adım, bir gıdım geriye gitmek de makul değil.

Devamını oku

Ben Nasıl Öldüm?!

Sinan Terzi Yazdı…

altan-şekerleme

Bir seferle, bir seferde öldüm ben! Hani denir ya bir kereden bir şey olmaz. Bana oldu. Beş yaşında var mıydım bilmem. Şekerci İsmail kabak çekirdeği dolduruyordu külaha. Kaymaklı bisküvilerin açık kapağı el etti önce. Kafamı çevirdim. Seslendi bu sefer. Pıssst pıssst!… dedi alçak kapak. Kaçamak gözlerle baktım; bakışlarımı Şekerci İsmail’den saklayarak. Hatta neredeyse bir tane kaymaklıyı kendisi uzattı. Hiç istemeden aldım hâlbuki. Tadı damağımda eve giderken kime sorsam bilemedim. Hırsız mı olmuştum ben şimdi. Bir sefer buydu işte.

İkinci sefer bigbabol sakızları atladı üstüme. Bir kaç ay geçmişti. Ağzımı doldura doldura çiğnerken Piç Özgür’ün söyledikleri geldi aklıma. Sakızın günahı olmazmış. Yutmadıktan sonra. Yutmadım tabii ki!

Devamını oku

Hazan Ve Hüzün

Alaaattin Diker Sonbahar’ı; Hazan ve Hüzünü Yazdı…IMG-20181108-WA0005 - Kopya - Kopyaİbni Sina: “Mevsimlerin de mevsimi olur.” demişti. İşte, sonbahar kendi yazını geçirdi. Onun da süresi bitti. Kimi imrendi, kimi şaşırdı, kimi kötü hislere kapıldı. Artık kapanıyor o sayfa!

Bundan sonra tekrar sonbahar gelmez. Gelmez o beklemeden… Yine, bir ilkbahar gelir ve bir yaz sessizce kaybolur ve siz bir adım öteye geçemezsiniz. Gidemezsiniz bir adım uzağa. Ve her yıl olduğu gibi bu güz de ne kadar aptal olduğumuzu hatırlatarak veda ediyor bize…

Yapraklar dökülmeye başlamışsa hüzün uzakta değildir. Yapraklarla göğe savrulan hüzündür aslında. En rengi sarıdan… Hemingway: “Üzülmek için sonbaharı bekleyin” der o yüzden. Sonbahar baharı taşır yorgun kalbimize. Baharı, yorgun kalbimize… Yaşlanıyoruz kendiliğinden ama onun dışında hiçbir şey kendi başına cereyan etmiyor; hele hayat… Hayat gibi bir dava için anlayışımız artmıyor. Hatta daha da gizemli görünüyor gözümüze hayat.

“İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;

Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.”

Devamını oku

Arabesk; İmkansız Aşk, Devrimsiz Direniş

“Müslüm” Filmi Dolayısıyla Ahmet Özcan’ın “Arabesk; İmkansız Aşk, Devrimsiz Direniş.” Yazısını Yeniden Okuyalım…

sykes_picot_duzeni_yikiliyor13769848040_h1064258.jpg

“Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır,” demiş Köroğlu. Her birimizin yıkmak istediği o kadar çok dağları olmuştur ki…

Büyük bir çöküşten sonra ayağa kalkan bir ülkenin, onuru ve emeğiyle kendini yeniden yaratmasının öyküsü gizlidir kimyamızda.

Her birimiz, tekrar ve tekrar, işte bu öykünün epizotlarını yaşarız.

Dedelerimizin canları ve kanları pahasına kavuştuğumuz hürriyete, annelerimizin, babalarımızın fedakârlıkları, emeği, helâl ekmeği de eklemiştir. Büyük bir milletin yeniden doğuşu, eğitimle, kalkınmayla, imkânsızlıklar içinde bin bir sorunla boğuşarak sağlanmıştır.

İşte bu kalkınmanın sancılarıdır yaşadıklarımız.

Bin yıllık tarihimizin en önemli alt üst oluşlarından biri, 1950’lerden sonra yaşanan köyden kente göçle başlar. Milyonlarca insan, toprağını, çiftini, çubuğunu bırakıp şehirlere akın eder.

Devamını oku

Jezabel’le Konuşmalar!

Servet Kızılay Yazdı…

intifadaJezabel! Nihayet Buradasın!

Yıllar Evvel Bu Filistinli Çocuğun Resmi Öğrenci Evimizin Duvarında Asılı Dururdu. Sonraları Bu Resmi Hep Aradım (Meşhur Kartpostal) Fekat Bulamadım. Şimdi Tesadüfen İnternette Rastladım.

Jezabel! Arkadaşlarla Bu Resme Bakıp Konuşurduk; Acaba Bu Çocuk Nerde? Ve En Önemlisi Yaşıyor Mu? İsrail’in Öfkesi Onu Da Yok Etti? İsrail Askerleri Tarafından Katledildi Mi? Diye Merak Ederdik.

Sonra Arkadaşlar Odada Yokken Bu Resme Bakıp Seninle Konuşurdum. Derin Bir Hasret Kaplardı Cümleleri Ve Cümlemizi. O Çocuğun Öfke Dolu Yüzüne Bakıp Seni Anlatırdım; Belki Onu da Teselli Veririm Diye. Belki Hayatta (Haklı da Olsa) Öfkeden Başka Bir şeylerin Dışarıda Dolaştığını Anlatırım Diye. Gözlerini Anlatırdım Ona. Daha Güçlü Taş Atsın Diye Siyonist İşgalcilere Ve Daha Güçlü Bilensin Diye, Yeniden Doğarak Ümidle, Aşkla, Heyecanla, Helecanla…

Jezabel! Onunla Benim Aramda Böyle Bir Ünsiyet Var. Ve Senin Gözlerini Anlattığım Binlerce Hikâye….

Mediocrus'a Hasret !

Servet KIZILAY

Urfalı Ali, Çanakkale’nin Hatıra Gelmeyenlerinden…

Seyit Ahmet Sılay Yazdı… Urfalı Ali, Çanakkale’nin Unutulmuş Kahramanlarından…

kale-i-sultaniye-antlasmasi-792x320
Kale-i Sultani (Çimenlik Kalesi)

Urfalı Ali Kale-i Sultaniye 1331 (Çanakkale’ in ismi ve Çimenlik kalesi başta olmak üzere diğer kaleler için de kullanılan isim: Kale-i Sultaniye)

Ali, seninle bir hasbıhâl edip bugünün ahvalinden haber vereyim istedim.

103 sene önce, dîn-i mübîni İslâm’ı boğmak, Türk’ü yeryüzünden silmek maksadıyla aziz vatana kasteden düşmana karşı o gün emsalsiz bir kahramanlıkla destan yazdınız.

Biliyorum, senin ve silâh arkadaşlarının hayalleri vardı.

Biliyorum, hayallerini “vatan” dediğin bu aziz topraklara düşman ayak basmasın, gelecek nesil özgürce hayal kursun diye yok ettin.

Devamını oku

Gerçekle Masal Arasında Çanakkale Savaşları

03 Kasım 1915 – 09 Ocak 1916 tarihleri arasında cereyan eden Çanakkale Savaşı çok önemli tarihi dönemeçlerimizden biri. Çok önemli ama yeterince üzerinde durulmuş değil. Çanakkale Savaşları gerçeklerin hurafelere yenildiği bir tarihi mesel konumuna indirgenmiş halde. Kutlamalar, anmalar bile sahicilikten uzak. Çanakkale Savaşları üzerine derinlemesine eğilen, ülkemizdeki ilk ve tek resmi koleksiyoner Seyit Ahmet Sılay’la üç yıl önce Çanakkale üzerine söyleşmiştik. Bizden sonra Seyit Ahmet Bey birçok ulusal kanalda programlara katıldı. Şu an hayatı belgesel yapılıyor. Ülkemizde belki de yaşarken belgeseli yapılan ilk insan. üç yıl önce haber10.com’da yaptığımız söyleşiyi tekrar kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.

IMG_20161021_221101Dünyanın başka bir yerinde bizim gibi hem şanlı tarih hamaseti yapan hem de tarihinden, geçmişinden bu denli uzak olan bir insan topluluğu var mı bilmiyorum. Kelimenin tam anlamıyla tarih cahiliyiz. Tarihle ilgili anlatılan, tedavüle sürülen çoğu bilgi de maalesef ya yanlış ya da abartılı şişirilmiş… Çanakkale Savaşı ve zaferi dediğimizde göğsü kabarmayacak insan yoktur sanırım. Ama bura hakkında bile tam anlamıyla malumat sahibi değiliz. Bildiğimiz birçok şeyin aslında hiç de öyle olmadığı iddiaları var. Biz de Çanakkale ve Savaşı ile ilgili olarak resmi, müzeye kayıtlı tek Çanakkale koleksiyoneri olan ve Çanakkale Müzesi kuran Seyit Ahmet Sılay Bey’le konuşalım istedik. Gerçek Çanakkale ve ruhunun anlaşılması için uğraşan Sılay Bey’in Gün yüzüne çıkarıp yayınladığı Şehit Teğmen İbrahim Naci’ye ait  “Allah’a Ismarladık & Çanakkale Savaşı’nda Bir Şehidin Günlüğü” adlı çalışma bile tek başına bu gayreti gösterir.

Devamını oku

%d blogcu bunu beğendi: